Varislerden kurtulmanın tam zamanı

Kozmetik ya da sağlık sorunları… Sebep ne olursa olsun varislerin vakit kaybetmeden tedavi edilmesi önem taşıyor. Yaşam şeklinde yapılacak birtakım değişikliklerin ise varis oluşumunu önlemeye yardımcı olacağını unutmayın.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Yaza veda edip, sonbaharı karşıladığımız bugünlerde bacaklarda oluşan ağrı, şişlik ve kaşınma gibi şikayetler varislerden kaynaklanabiliyor. Çünkü hem sıcak hava hem de uzun süre hareketsiz kalmak varis oluşumunu arttırıyor. Bu rahatsızlığın, bacak toplardamarları yapısının bozulması sonucu oluştuğuna dikkat çeken Biruni Üniversite Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, şöyle devam ediyor: “Bozulan damar yapısı ile kapakçıkların görevini yerine getirememesi sonucu oluşan basınç, damarların genişlemesine, uzamasına ve bükümlü hale gelmesine yol açıyor. Varis hastalığı kozmetik açıdan problem oluştururken, aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarına da neden oluyor. Bacaklarda gece krampları, kaşıntı, şişkinlik ve ağrı görülebildiği gibi bunlara bağlı olarak psikolojik açıdan da kişiyi etkileyebiliyor.”

Artan kilo, varis oluşumunda etkili
Varislerin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynuyor. Kilo artışı, gebelik, hareketsiz yaşam, kalp ve solunum yetmezliği venöz basıncı arttırırken, çoğunlukla hiçbir ek hastalığı olmayan kişilerde bile genetik yatkınlık sonucu varis görülebiliyor. Mesleki sebeplere bağlı olarak, sürekli ayakta duranlar dışında özellikle karın içi basıncını arttıran durumlarda da varis oluşumu çoğaltıyor. Gebelik döneminde ve aşırı kilo alımına bağlı olarak artış göstermenin yanı sıra doğum kontrol hapları ve hormon tedavilerinin de varisleri ve bunlara bağlı şikayetleri arttırabileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Ereren, “Uzun süreli yolculuklar, hamam ile kaplıca gibi sıcak maruziyeti ve tatil sezonunda aşırı güneş altında kalınması sebebiyle de varisler artabiliyor” diyor.

Yaşam tarzı değişikliği gerekiyor
Birçok kişinin ortak sorunu olan varislerle mücadele etmek için günlük aktivitelerin değişmesi ve rutinden çıkılması büyük önem taşıyor. Varisten korunmak için alınacak en önemli tedbirlerden birinin uzun süre ayakta veya oturarak hareketsiz kalmaktan kaçınmak olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ereren, şu önerilerde bulunuyor: “Oturarak veya sürekli ayakta durarak ya da masa başında çalışanların belli aralıklarla, kısa süreli de olsa ayağa kalkıp kısa mesafeli yürüyüşler yapması gerekiyor. Gün içinde ve sonunda ayakların kalp seviyesinden yukarıda olacak şekilde dinlendirilmesi öneriliyor. Özellikle dört saat üzerinde sabit oturmanın sadece varisleri değil, damar tıkanıklığı riskini de arttırdığı görülüyor. Tüm spor dalları faydalı olmakla beraber, özellikle yüzme ve aletli pilatesin vücuttaki bütün kas gruplarını çalıştırdığı için varis oluşumunu engellediğinin unutulmaması önem taşıyor. Ödemi arttırdığı için aşırı tuz tüketiminden kaçınmak gerekiyor. Akdeniz tipi beslenme, tüm kalp ve dolaşım hastalıklarında olduğu gibi varis oluşumunu engellemeye de yardımcı olabiliyor. Spor giyim tarzı, belden aşağıda dolaşımı bozacak sıkılıktaki kıyafetlerin tercih edilmemesi, korse, sıkı kemer, sıkı lastikli çoraplar, dar iç çamaşırlarının kullanılmaması ise alınabilecek diğer önemler arasında yer alıyor.”

Nasıl tedavi ediliyor?
Varis hastaları çok farklı klinik bulgularla hekime başvurabiliyor. Her klinik durumun ve varis derecesinin farklı bir tedavi yöntemi bulunduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, “Çok ileri derecede olan hastalarda varisli damarlarda tıkanıklıklar ve varis yaraları gözlenebiliyor. Bu hastalarda varis tedavisi yaparken hem mevcut durumu hem de altta yatan venöz yetmezlik kliniğini tedavi etmek gerekiyor. Daha hafif klinikle seyreden ve kozmetik bozukluk ön planda olan hastalarda ise yüzeysel tedaviler tercih ediliyor” diyor.

Skleroterapi: Bu yöntemde; örümcek ağı, ağaç dalı ya da kedi tırmığı görünümündeki varisli damarların içine çok ince bir iğneyle girilerek, damar duvarlarını birbirine yapıştırma özelliği bulunan özel bir ilaç (sklerozan) enjekte ediliyor. Uygulama, sadece işlemi yapacak cerrahın uygun gördüğü damarlara ve retiküler-ince trunkal varislere yapılıyor.

Köpük tedavisi: Sklerozan maddenin köpük haline getirilmiş formu verilerek yapılan bu yöntem ile daha büyük varisli damarlara, daha az miktarda ilaç kullanılarak tedavi uygulanabiliyor. Köpük tedavisi sayesinde varis ameliyatı yapılamayacak olan bazı uygun hastalar da tedavi edilebiliyor.

Transkutan lazer tedavisi: Çok küçük kırmızı damarlara (telenjiektazi) transkutan lazer veya radyofrekans tedavisi önerilebiliyor. Lazer tedavisinde iğneyle girilemeyen kılcal varislere belli dalga boylarında ışık yollanarak hasta damarda hasar oluşturuluyor. Kurutulan damar ise sonrasında vücut tarafından eritilerek yok ediliyor. Bu hastalıklarda kullanılan lazer ışığı, kana rengini veren oksihemoglobini hedef alıyor. Varislerin daha derine yerleşmesi ve kalın olması ise lazerin ulaşabileceği alanı sınırlandırıyor.

Radyofrekans (ses dalgaları) yöntemi: Bu yöntemde, yüksek frekanslı ses dalgaları ince bir iğne aracılığıyla hedef doku olan kılcal damar duvarına yönlendiriliyor. Skleroterapinin uygulanamayacağı kadar ince damarlarda etkili sonuçlar elde edilebiliyor. Ses dalgası enerjisi, kılcal damar duvarına ulaştığında mevcut enerjisini ısı enerjisine dönüştürerek, ince kılcal damarın protein yapısının kısa sürede değişmesine ve büzüşmesine neden oluyor. Büzüşen kılcal damar içerisinde bulunan kan pıhtılaşarak, damar tamamen kapanıyor. Termo-koagülasyon, kontrollü şekilde doğrudan hedef dokuya iletilir ise sadece hedef dokuyu ortadan kaldırdığı ve çevre dokulara ciddi zarar vermediği için ideal bir yöntem olarak belirtiliyor. Yanık, ciltte nekroz veya yara, renk değişimi gibi beklenmeyen ve istenmeyen yan etkilerin gözlenme oranı diğer yöntemlere göre çok daha düşük seyrediyor. Radyofrekans (ses dalgası) skleroterapi veya dermal lazer tedavilerine göre yazın daha güvenli bir şekilde kullanılıyor. Tedavinin etkisi hemen gözlenip, iyileşme süresi yaklaşık üç-dört hafta arasında değişiyor. Yöntem, neredeyse tamamen ağrısız ilerliyor. Daha büyük damarlara (kalın trunkal varisler) ise yüzeysel tedaviler yerine cerrahi veya perkütan ablasyon yöntemleri uygulamak daha uygun oluyor. Varis cerrahisi yapılan hastalar, lazer veya RF ablasyon yöntemi kullanılarak aynı gün içerisinde taburcu edilebiliyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here