Yeşil Terapi

Şehrin karmaşasından bunaldığımızda zihnimize hemen yemyeşil bir doğa görüntüsü gelmesi hiç de tesadüf değil: Yeşil, sakinleştirici etkisiyle stresin olumsuz etkilerini gideriyor. Yeşilin sihirli gücü bununla sınırlı değil; o aynı zamanda bizi hastalıklardan koruyor, ışıl ışıl saçlara ve pürüzsüz bir cilde kavuşmamızı sağlıyor.

Funda ÇATAR

Bedeniniz yeşil
rengi çağırabiliyor…

Renk terapisine göre; her rengin bir dalga boyu ve bu dalga boylarının titreşimleri var. Bu titreşimler doğrudan bedenimize etki ediyor. Bu sayede renkler, özellikle hissetmek istediğimiz duyguyla bağlantılı olarak bize enerji yüklüyorlar. Üzerinize yeşil renkli bir kıyafet giymek istediğinizde, bu aslında ruhsal olarak yeşilin size vereceği duygulara ihtiyaç duyduğunuz anlamına geliyor. Örneğin, sabırlı ve yardımsever olmaya ihtiyaç duyduğunuz her an yeşil giymelisiniz. Çünkü yeşil verimlilik, cömertlik, paylaşım uyum ve denge ile bağlantılı bir renk olarak tanımlanıyor. İşyerinizde yeşil giydiğinizde, kendinize olan özgüveninizi, rahatlığı ve sakinliği hissetmeye ve çevrenize de hissettirmeye başlıyorsunuz. Yeşil, ayrıca iş hayatınızda mantıklı kararlar almanıza da yardımcı oluyor.

Yeşil besinler birer vitamin deposu
Kivi, brokoli, yeşil biber, salatalık, üzüm, yeşil lahana, salatalık… Hepsi yeşil, hepsi lezzetli, hepsi birer vitamin deposu. Sağlığımızın sihirli formülü ise; günde 5 kez yeşil sebze ve meyve tüketmek. Çünkü, onlar zinde ve formda bir yaşam için ihtiyacımız olan C vitamini, potasyum, magnezyum, demir ve kalsiyumdan oldukça zenginler. İşte size, yeşil vitamin depoları ve faydalarından birkaç örnek:
Kalbiniz için avokado: Kolesterol ve trigliserid gibi kalp sağlığını tehdit eden kan yağlarının miktarını azaltan asitler açısından oldukça zengin bir meyve avokado. Kalbi koruyan B vitamininden de bolca içeriyor. Bol miktarda E vitamini içerdiği için yaşlanmayı geciktiriyor, cildinizi yumuşatıyor ve saçlarınız parlamasını sağlıyor. Haftada 2-3 kez avokado yemenizde fayda var.
Bağışıklık sisteminiz için yeşil lahana: Yeşil lahana yüksek miktarda C ve E vitamini gibi kanı serbest radikallere karşı koruyan 'karotionid' içeriyor. Haftada 1-2 porsiyon, yani 400 gr lahana yemeyi ihmal etmeyin.
Hastalıklara direnmek için marul: Kalsiyum, bakır, çinko minerallerinin yanı sıra A, C, E, K ve B2 vitaminleri yönünden zengin olan marul, adeta vücura direnç veren bir depo. Hemen her gün sofranızda bulunmalı.
Kanserle savaşmak için brokoli: Brokoli, meme, prostat, bağırsak, akciğer ve idrar kesesi kanserlerine karşı gülcü bir koruyucu. Kemik ve diş yapısını güçlendiren kalsiyumdan da oldukça zengin. Kalp ve iskelet çalışmasını etkin kılan potasyum da brokolinin gücünü destekliyor. Brokoli, hücre zarlarına ve DNA'sına zarar veren serbest radikalleri de etkisiz hale getiriyor. Haftada 2 kez, 250 gr brokoli yemeye öz en gösterin.
Sindirim sistemine kivi: Çok zengin bir C vitamini deposu olan kivi A vitamini potasyum, kalsiyum, demir ve magnezyumdan da oldukça zengin. Sindirimi kolaylaştırıyor ve kabızlığı önlüyor. Vücudu ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düşürüyor. Yaşlanmanın ciltteki belirtilerini azaltıyor. Sadece tek bir kiviyle A ve C vitamini ihtiyacı karşılanabiliyor. Haftada en az 2-3 kez besin listenizde bulunsun.
Formunuz için yeşil çay: Sağlıklı içeceklerin başında gelen yeşil çay iyi kolesterol HDL'nin seviyesini yükseltirken, kötü kolesterol LDL'nin seviyesini düşürüyor. İçerdiği polifenoller sayesinde yağların vücutta depolanmadan atılmasına ve kilo vermenize yardım ediyor. Pek çok kanser türünün riskini azaltabiliyor. Antioksidan ve yaşlanmayı geciktirici özellikleri de var.

Haberin devamı 2008 Mayıs sayımızda…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here