• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Kadın Hastalıkları ve Doğum, Cinsel İşlev Bozuklukları Uzmanı Doktor Selcen Bahadır

Cinsel ilişkide süre ne olmalı? Ortalama zaman var mı?

her-seyin-basi-tatmin

Onun sevgilisi de şöyle yapıyormuş, bunun eşi var ya neler neler… Gerçek tatminde anlatmaya gerek duyar mısın? Anlattın diyelim, amacın hava atmak mı olur? Cinsellikte mutluluk seninle partnerin arasındadır. Ve bu ilişkinizi güzelleştirir, sağlamlaştırır.

Yazı: Irmak Yaşar

Cinsellikle ilgili kafamızı karıştıran, bazen konuşmaya çekindiğimiz konular vardır: Bunlardan biri cinsel ilişki süresi, diğeri de sıklığı. İnternette, televizyonda, sosyal medyada hatta bazen arkadaş sohbetlerinde abartılmış rakamlarla karşılaşabilirsiniz. Ve kendinizi sorgulamaya başlarsınız; acaba bende mi bir sorun var? Daha mı istekli olmalıyım ya da ben yeterince iyi değil miyim? Biz çift olarak yakıp geçmiyor muyuz ortalığı? Bu sorular hoş ama boş sorulardır. Cinsellik biriciktir, sana ve partnerine aittir. Özeldir, kişiseldir; önemli olan sizin tatmin olmanız. Elbette belli kurallar var ama tek bir yol yok. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Cinsel İşlev Bozuklukları Uzmanı Doktor Selcen Bahadır, cinsellikle ilgili sorularımızı ayrıntılı şekilde yanıtladı. Hangi durumda devam iyiyiz diyebileceğini, hangi durumda yardım alman gerektiğini anlaman için bize bir yol haritası çizdi.

CİNSEL İLİŞKİDE SÜRE İDEALİZE EDİLEBİLİR Mİ? ORTALAMA ZAMAN VAR MI?

Konu cinsellik olduğunda idealize etme kavramı, cinselliğin doğasından uzak oluyor. Çünkü cinsellikle ilgili istek, ilgi, tutum veya davranışlar hem kişiler arasında hem de aynı kişinin farklı yaşam evrelerine göre farklılık gösteriyor. Cinsel ilişkide süre kavramı da bu bağlamda hem bireyler arası, hem de aynı bireyin yaşamına göre değişebiliyor. Kimileri için normal süre, diğerlerine uzun veya kısa gelebildiği gibi; başkalarına göre anormal süre, bir başka çiftin normali olabiliyor. Öte yandan, idealize edilmiş bir süre değil ama sağlıklı cinsel ilişki için bir süreden bahsedilebilir. Bu; her iki partnerin de cinsel fizyolojilerini tamamlayarak keyif ve haz aldığı, sadece penisle vajina birlikteliğine odaklanmadan, bedenin erojen bölgelerinin keşfedildiği, dokunuş, öpüşme gibi duyularımızla sağlayacağımız kaliteli bir cinsellik ile yaşanabiliyor. Sonuç olarak cinsellik için idealize edilmiş ortalama bir süreden bahsetmek, onu standart kalıplara sokmak demek olacağından, böyle bir süreden bahsetmek doğru olmaz.

ÇİFTLER ARASINDA CİNSEL UYUM GELİŞTİRİLEBİLİR BİR ŞEY Mİ?

Çiftler arasında sevgi, şehvet, güven, yakınlık gibi duyguların varlığında çiftin arasındaki cinsel uyum geliştirilebiliyor. Sevginin devam etmediği, çatışmalı ilişkilerde cinsel uyum ve uyumun geliştirilmesinden bahsetmek pek mümkün değil. Romantik ilişkileri yolunda giden çiftlerde cinsel uyumun geliştirilmesinin en önemli anahtarları iletişim ve kadınerkeğin farklı cinsel doğasına saygı.

Cinsellik sanki bedeni, özellikle de cinsel organları içeren bir olgu gibi görünse de aslında tüm bedeni, ruhu ve zihni içeriyor. Bu noktada sadece penis-vajina birlikteliğini içeren cinsellik kadına ve erkeğe haz vermekten öte, bir evlilik görevi veya üreme görevi gibi görünüyor. Cinsel uyumun geliştirilmesi noktasında çiftlerin cinsellikte nelerden hoşlandığını, ne tür aktivitelerden haz aldığını, ayrıca sınırlarını konuşmaları gerekiyor. Yukarıda da belirtildiği gibi karşılıklı rıza varlığında farklı çiftlerin farklı cinsel aktiviteleri normal-anormal kalıplarına sokmak yerine, çiftin hazza yönelik aktivitelerini iletişim kurarak geliştirmesi cinsel uyum açısından önemli. Yine kadın ve erkeğin farklı cinsel doğaları, farklı cinsel döngülerinin karşı partner tarafından öğrenilmesi ve cinsel eylemlerin bu farklılığa saygı duyularak gerçekleştirilmesi cinsel uyumu sağlayabiliyor. Örnek verecek olursak; erkeğin uyarılmasının daha hızlı olması, öte yandan kadını uyarılmasının erkeğe göre daha yavaş gelişmesi bilgisi ışığında kadın ön sevişmeyle cinselliğe hazırlanırken, erkeğin boşalması üzerinde kontrolünü sağlayabilmesi çiftler arasında cinsel sorunları azaltıyor. Kadın ve erkeğin erojen bölgelerinin partnerleri tarafından keşfi, bu bölgelere yapılan uyarılar cinsel hazzı zenginleştiriyor. Cinsel uyumun başka parametreleri ise karşılıklı güven, hijyen ve güvenli cinsellik pratikleri. Duygusal açıdan kendini güvende hissetmeyen insanlar için cinsel uyumdan bahsetmek yerinde olmaz. Yine hijyen, temizlik kurallarına ve güvenli cinsel yaşamın gerektirdiklerine uymayan çiftlerde cinsel haz ve zevk sağlanamayabiliyor. Sonuç olarak penis-vajina birlikteliği tek hedef olmaktan çıkıp, tüm bedene yayılan cinsel hazlar keşfedildiğinde, karşılıklı iletişim sağladığında, güvenli cinsel yaşam pratikleri geliştirildiğinde, rıza varlığında ve bireylerin kendi sınırları korunduğunda gerçek bir cinsel uyumdan bahsedebiliriz.

ÖN SEVİŞMENİN ÖNEMİ NEDİR? HER SEFERİNDE OLMALI MI? *

Ön sevişme, çiftin cinsel birliktelik öncesi sağlıklı ve keyifli bir cinsellik için hazırlanması olarak özetlenebiliyor. Kadın için ön sevişme bedenin erojen bölgelerinin keşfini, dokunuşları, öpüşmeleri içermesinin ötesinde duygusal yakınlığı, güveni ve romantizmi içeriyor. Aslında kadın için ön sevişme, kadın cinsel döngüsüne göre cinselliğin çoğunu kapsıyor ve en önemli parçası oluyor. Çünkü doğru dokunuşlar ve doğru beden bölgelerinin keşfi kadın için cinsel hazza ve orgazma giden yolun anahtarı haline geliyor. Yani kadın için cinsel birleşme olmadan özellikle klitoris, meme gibi bölgelerin uyarılması orgazmı sağlayabiliyor. Erkek için ön sevişme ise cinsel birlikteliğe hazırlanması için gerekli olan penis kanlanmanın sağlanması yani cinsel uyarılmanın gerçekleşmesi için önemli. Öte yandan erkek cinsel fizyolojisi kadınlara göre farklı olup, çoğu zaman uyarılma daha hızlı gerçekleşiyor. Yine bilimsel araştırmaların ışığında yapılan bu genellemeler her birey için geçerli olmayıp, daha hızlı uyarılan kadınlar ya da uzun ön sevişme ihtiyacı duyan ve daha uzun sürede uyarılan erkekler olabiliyor. Kimi zaman çiftler arasında tutku ve özlem o kadar yoğun olabiliyor ki cinsel hormonlar son derece aktifleşiyor, bir an önce cinsel birliktelik ile tek beden olmak isteyebiliyor, ön sevişmeye ayrılan vakit azalabiliyor. Öte yandan çoğunlukla ön sevişme; sağlıklı, ağrısız ve keyifli bir cinsel birlikteliğin önemli bir parçası oluyor.

CİNSEL İLİŞKİ SÜRESİNİ UZATMAK GEREKİR Mİ? *

Cinsel ilişki süresi ve bu sürenin sonunda alınan haz da bireylere, çiftlere göre değişim gösteriyor. Cinsel ilişki tabiri dar anlamda penis-vajina birlikteliği anlamında kullanılıyor. Daha geniş bakış açısıyla baktığımızda cinsel ilişki demek yerine cinsellik kelimesi daha doğru. Cinsellik; henüz daha cinsel dokunuşlar veya eylemler başlamadan önceki romantizmi kapsayan, bireylerin bir ötekini sözel mesajlarla tahrik etmesini içeren anlamlar da taşıyor. Bu noktada cinsellik daha yatağa girmeden başlıyor ve sağlıklı cinsel birliktelik için bu kısım önemli. Yani cinsel ilişki süresini, daha doğrusu cinselliği uzatma tercihi çiftlerin ilişki sonunda aldığı haz ile ilişkili. Evrimsel olarak erkek cinselliğe daha hızlı hazırlanıyor ve orgazma ulaşma süresi daha kısa oluyor. Kadın ise önceden belirtildiği gibi daha uzun ön sevişmeye ihtiyaç duyuyor. Orgazma giden yolu genel olarak ön sevişmenin süresi ama daha da önemlisi kalitesi belirliyor. Erkeğin boşalma üzerindeki kontrolü öğrenmesi, kadın için daha uzun sevişme zamanı anlamına geleceğinden, her iki partner için de cinselliğin kalitesini ve sonundaki ödülü arttırmak için gerekli görülüyor. Aksi halde toplumda erkeklerde sık gördüğümüz erken boşalma, kadınlarda henüz vajina hazır olmadan yapılan cinsel birleşmeler sebebiyle cinsel ağrı bozuklukları artarak, çiftler için cinsel işlev bozuklukları ve mutsuz birliktelikler gündeme geliyor.

Peki, cinsel ilişkinin, daha doğrusu cinselliğin süresini uzatmak için neler gerekiyor?

Yine daha önce belirttiğimiz gibi kadınerkek cinsel döngüsünün farklarını anlamak, karşı bedene saygı duymak ve doğru iletişimi yakalamak önemli. Öte yandan erkekler kadın cinselliğinden, kadınlar ise erkek cinselliğinden habersiz oluyor. Burada cinsel eğitim ve danışmanlığın önemi karşımıza çıkıyor. Bir erkek hızlıca cinsel uyarılma bulguları yaşadığı için kadının da bu şekilde olduğunu düşünmekte çünkü farklılığı bilmiyor. Tam tersi kadın için de geçerli olup, kadın erkeğin nasıl bu kadar hızlı uyarıldığını anlayamıyor. Sonuç olarak; bireylerin hayatında cinsel ilişki süresinden çok, kaliteli ve farkındalıklı cinsellik önemli.

CİNSEL BİRLİKTELİK SIKLIĞI NE KADAR OLMALI? *

Cinsel birliktelik sıklığı bireyden bireye, çiften çifte ve kültürden kültüre değişebiliyor. Sağlıklı bir cinsel hayat genel sağlığın bir parçası ve bir insan hakkı. Öte yandan çoğu kültürde cinsellik sadece üreme amaçlı kullanılan bir yol olup, cinselliğin psikolojik, bedensel, ruhsal ve duygusal yönleri görmezden geliniyor. Halbuki cinsellik kişiler arası aşkı, sevgiyi ve iletişimi zenginleştiren, kaygıyı ve çatışmayı azaltan, yakınlık kurmayı sağlayan ve zevk veren bir eylem. Geniş anlamda cinsellik eğer bize bu sayılanları sağlayabiliyorsa, sadece üreme amaçlı ayın belli günlerinde yapılan aktivitelerden daha fazlası oluyor. Yani sağlıklı romantik ilişkilerde partnerler ilişki sıklıklarını kendi arzularına göre belirleyebiliyor. Yine söz konusu cinsellik olunca normal-anormal, az-çok gibi kavramlar bulunmuyor. Daha önce bahsedildiği gibi kimi çiftin her gün ilişkiye girmesi o çift için arzu edilen bir durumken, başka bir çift ayda bir-iki cinsel ilişki ile mutlu oluyor. Burada önemli olan ilişki içindeki bireylerin arasındaki tutarlılık. Partnerler mevcut ilişki sayısından yeterli doyumu alabiliyorsa, bu sayı o çift için yeterli. Daha fazla cinsel ilişki sıklığı daha doyumlu bir birlikteliği işaret etmediği gibi tam tersi de doğru. Evlilik gibi uzun süreli birlikteliklerde ilişkinin ilk yılında cinsel ilişki sayısı sonraki yıllara göre önemli oranda fazla oluyor. Çalışmalar; bu sebepten ötürü evliliğin ilk yıllarında ilişki ve evlilik doyumunun da yüksek olduğunu gösteriyor. Yine yaş, negatif yaşam olayları, stres, ekonomik sorunlar, annebaba rolleri gibi kavramlar da cinsel ilişki sıklığını azaltabiliyor. “Şu sıklıkta cinsel birliktelik olmalı” gibi bir cümle yerine, çiftin karşılıklı rızaları varlığında istedikleri sayıda cinsellik yaşayabilirler demek daha doğru. Kinsey Enstitüsü tarafından 2017’de yapılmış bir araştırma; yüzde 34 oranında evli çiftin haftada iki-üç kez, yüzde 45 oranındaki evli çiftin ise sadece ayda bir kez cinsellik yaşadığını ortaya koydu. “Daha fazla cinsel birliktelik, daha fazla doyum getirir mi?” sorusunun cevabını arayan Muise ve arkadaşları, 2015’te yaptığı geniş katılımlı araştırmada haftada birden fazla ilişkinin evlilik doyumunu arttırmadığını gösterdi. Sonuç olarak; uzun süreli ilişkilerde en az haftada bir kez cinsel birlikteliğin çiftlerin ilişkisi, evlilik doyumu, yaşam doyumu ve genel sağlığı açısından gerekli görünüyor.

İlişkide süre ve sıklıkla ilgili doğru yolda olduğumuzu nasıl anlarız? Kendimize ve partnerimize hangi soruları sormalıyız?

Konu cinsellik olunca her zaman net cevap vermek mümkün değil ve her zaman bir doğru yol bulunmuyor. Eğer partnerimizle romantik ilişkimizde mutluysak, cinsel iletişimimiz sağlanmışsa, çatışmalarımız azsa, cinsellikten karşılıklı keyif alıyorsak sağlıklı bir cinsellikten bahsedebiliriz. Biliyoruz ki sağlıklı cinsellik partnerler arasında tutkal etkisi yaratıyor ve partnerlerin birbirine karşı öfkesini, çatışmasını azaltıyor. Bireyler daha geniş anlamda bahsedilen cinsellik sayesinde ruhları, duyguları ve bedenleri arasında bağlantı kurabilmişlerse, sağlıklı bir süre ve sıklıkta cinsellik yaşadığımızı düşünebiliriz. Bu konuda her şeyin yolunda olup olmadığını yine partnerimizle açık iletişim kurarak, ona isteklerini, beklentilerini ve yeterli hazzı alıp almadığını sorarak kendimizi, ilişkimizi ve cinselliğimizi geliştirme yolunu seçebiliriz.

Cinsel ilişki süresinin uzun olması iyi olduğu anlamına gelir mi? İlişkideki en temel kriter ne?

Cinsel ilişki süresinin uzun olması her zaman iyi olduğu anlamına gelmez. Kimi zaman çok uzun süren sevişmeler kendimiz ve karşıdaki partner için cinsel haz alındığı anlamına da gelmez. Örnek olarak; erkekte bir cinsel işlev bozukluğu olan geç boşalmada, erkeğin boşalabilmesi için uzun dakikalar gerekirken, penisin uzun süre vajinada kalması ve vajinanın kuruması kadın için ağrılı ve acılı bir cinsel birlikteliği gündeme getirebiliyor. Yine kadının bedeninin doğru keşfedilmemiş olması, o kadına özgü erojen bölgelerinin bilinmemesi, süre ne kadar uzun tutulursa tutulsun kadını mutlu sona taşımayabiliyor. Özet olarak; süreden daha da önemli olan kalite. Partnerlerin kendi ve karşısındaki bireyin bedenini tanıması, arzularını bilmesi ve bunları dile getirmesi yani yaşanan cinselliğin kalitesi her zaman geçen süreden daha önemli oluyor.

Libidomuzu yükseltmek ve ilişkimizi daha heyecanlı hale getirmek için önerileriniz neler?

Libido aslında dar anlamı ile günümüzde cinsel istek anlamında kullanılıyor. Bireylerin ergenlikten yaşlılığa kadar değişkenlik gösteren cinsel istekleri bulunuyor. Bazı yaşam olayları, stres, ekonomik sorunlar, ailevi sorumluluklar ve bazı kronik ruhsal ve bedensel hastalıklar cinsel istek üzerinde etki gösterebiliyor. Bu sayılanların yolunda gittiğini düşünsek bile özellikle uzun süreli ilişkilerde çiftlerin cinsel isteği azalabiliyor. Uzun süreli ilişkilerde olan rutin cinsel eylemler kimi zaman çiftler için sıkıcı olabiliyor. İlişkiyi daha heyecanlı hale getirmek için partnerimizin sınırları ve rızası dahilinde cinsel fantezilerin ilişkiye dahil edilmesi, yeni cinsel aktiviteler ve eylemlerin keşfi, pozisyon değişiklikleri önerilebiliyor. Bu sayılanlar ilişkiyi canlı tutabiliyor, ilişki doyumunu ve nihayetinde bireysel mutluluğu arttırabiliyor.

Cinsel ilişkide süre

CİNSEL ÇEKİMİ DAHA İYİ HALE GETİRMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ? *

Cinsel çekim, özellikle flörtün veya ilişkinin en başında çok yoğun yaşanıyor. Bu durum özellikle bazı kimyasallar (dopamin gibi) üzerinden de nörobiyolojik olarak kanıtlandı. Kişi bir tek onu düşünür, onunla bir beden olmak ister. Çünkü zihni ondan başkasını düşünemez, bir ulaşılmazlık, yoğun bir arzu gündemde olur. Bu cinsel çekim ne yazık ki kimi ilişkilerde zaman içinde azalıyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri, zaman içinde bazı kimyasalların azalması. Öte yandan artık çokça birlikte geçirilen zaman neticesinde ulaşılmazlığın yerini yakınlık hatta aşinalık aldı. Peki bu böyle mi devam etmek zorunda? Cinsel çekim nasıl yeniden yaratılır? Bunun için yapılması gerekenlerden biri bireyselleşme. Yani partnerler zaman zaman birbirlerinden ayrı vakit geçirmeli, birbirlerine özlem duymalı. Ayrıca yaşam olaylarından, anne-baba rollerinden ve stresten ara ara uzaklaşarak, belki ufak tatiller ile ilişkilerine özel zaman ayırmalı, birbirlerini yeniden keşfetmeliler. Yine daha önce bahsedildiği gibi iletişim, en önemli cinsel çekim araçlarından biri. Ara ara çiftler cinsel ilişkideki arzularını veya fantezilerini birbiri ile paylaşmalı. Bir diğer önemli konu, çiftler cinsel eylemlerinde kullandıkları rutin pozisyonlar ve aktivitelerden yeni cinsel repertuarlara geçiş yapabilmeli. Unutmayalım ki cinsellik tüm beden, ruh, zihin ve duygu ile yaşanıyor. Bunu sadece penisvajina birlikteliği olarak görmek, zaman içinde partnerler için sıkıcı hale gelebiliyor ve cinsel çekimi azaltabiliyor.

İLGİLİ İÇERİKLER

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here