İnsanlık tarihine yön veren uyumsuzluklar

Herkesin ak dediğine kara diyebilecek kadar cesur, doğru bildiklerinin ve ideallerinin peşinden gidecek kadar kararlı, bu uğurda özgürlüğünden hatta yaşamından bile vazgeçebilecek kadar gözü kara binlerce kişi, insanlık tarihinde çığır açtı. Onların bu mücadeleci tavrı uyumsuz olarak yaftalanmalarına neden olsa da bu kişiler doğru bildiklerinden vazgeçmedi.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Toplumsal normları, eğitim sisteminin diretmelerini, dini bir araç olarak kullanan kişilerin sözlerini körü körüne uygulamayan “uyumsuzlar” olmasa, ne olacağını hiç düşündünüz mü? Bunun kesin bir cevabı yok belki ama dünyanın bugün olduğu noktaya varamayacağını söylemek mümkün! Çünkü ilk insandan bu yana uyumsuz olarak adlandırılan kişiler daima kendilerine verilenle yetinmeyip, daha fazlasını istemiş, sorgulamış, araştırmış ve bu sayede de dünyanın gelişmesine, ilerlemesine yardımcı olmuş. Peki neden bilim insanı, mucit, fütürist, sanatçı ya da alelade kişilerden oluşan bu grubu uyumsuz olarak adlandırıyoruz biliyor musunuz? Nedeni, deneyimli gazeteci Şafak Altun’un son kitabı “Uyumsuzlar”da. Şimdiye dek okuyucuyla buluşmuş birçok kitabı bulunan Altun, bu kez de yanılma hakkına inanan, insanlığa yön veren kişileri mercek altına alarak, onların ne tür badireler atlatarak, dünyanın bugüne ulaşmasına yardımcı olduğunu anlatıyor.

Onlar, ödeyeceği bedeli düşünmeyenlerdi
Peki neden onları “uyumsuz” olarak tanımlıyor? Altun, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Yapmış olduğum araştırmalarda, şimdiye kadar tüm dünyada ve Türkiye’de insanlığa yön vermiş, birçok alanda devrim yaratmış, sıra dışı yaklaşımlar geliştirmiş, keşiflere imza atmış insanların diğerlerinden farklı bir düşünce yapısına sahip olduğunu gördüm. Bunlar kim derseniz? Galileo’dan Einstein’a, Vecihi Hürkuş’tan Tesla’ya kadar birçok ismi sayabiliriz. Bu insanların çoğunun mutsuz bir hayat sürdüğünü de gördüm. Çoğu dışlanmış, hapis cezası almış ve hatta çok ağır bedeller ödemek zorunda kalmış. Bunlar belki toplumdaki her 100 kişiden sadece iki-üçü ama bir yandan da çok büyük devrimler ve dönüşümler yaratan isimler. Geçmişteki uyumsuzlar dışından, bugün Mars’ta koloni kurmaya çalışan Elon Musk’ı ya da dokunmatik ekran teknolojisini cep telefonuyla birleştirerek mobil iletişimde çığır açan Steve Jobs’u da bu grupta değerlendirmek gerekiyor. Çünkü onlar yenilikçi tavırları ve farklı düşünce yapıları sayesinde çağa damga vuruyor.”

Uyumsuz olmak negatif bir anlam taşıyor gibi görünse de bu yönleriyle bakıldığında aslında insanlığın yararına çalışan kişiler için biçilmiş kaftan. Öte yandan isteyen herkesin uyumsuz olabilmesi de mümkün değil. Çünkü bu özellik sonradan edinilmiyor, tam tersi doğuştan geliyor. Konuya farklı bir açıdan bakmak gerekirse, herkesin mucit veya bilim insanı olduğu bir toplumda gündelik işleri kim yapacak? Altun, “Bu farklı ve yenilikçi insanların akıllarında sürekli değişik fikirler varken kim avlanacak, yemeği kim yapacak, çocukları okula kim götürecek? Dolayısıyla uyumsuzların ayakta kalarak, yaratıcı fikirlerini ortaya çıkarabilmesi için her daim onlara destek verecek birilerinin olması gerekiyor” diyor.

Tarihin ilk uyumsuzu: Lilith!
Dini kaynaklara bakıldığında tüm insanlık Adem ile Havva’dan geliyor. Oysa Adem’in ilk eşi Lilith’ten hiç söz edilmediğine dikkat çekiyor Şafak Altun! Her ne kadar eşit yaratılmış olsalar da Adem’in ona üstünlük taslamasına, otorite kurmasına isyan eden Lilith, bu yüzden cezalandırılarak şeytanın çocuklarını doğurmak için cehenneme gönderiliyor. Bu özelliğiyle insanlık tarihinin ilk uyumsuzunun Lilith olduğunu belirten Altun, “İnsanlık tarihiyle birlikte ortaya çıkan uyumsuzlar, zaman içinde farklı nedenlerle topluma karşı geldi. Wright Kardeşler’e uçamaz denilse de onlar uçtu. Graham Bell telefonu icat etti. Çocukluk yıllarında gerizekalı damgası yiyen Einstein, izafiyet teorisini açıklayarak bilim dünyasında çığır açtı. Televizyon, walkman, cep telefonu gibi cihazların mucitlerinin önüne türlü engeller konulsa da onlar imkansız denileni yaparak icatlarını insanlığın kullanımına sundu” diyor.

İnsanlar, özneden nesneye dönüşüyor
Bugün insanlık bir dijital dönüşümden geçiyor. Çoğu kişi buna körü körüne bağlı olmak ile reddetme arasında bir seçim yapıyor. Örneğin, bazıları modern dünyanın bir gerçeği halini alan sosyal medyadan uzak kalmayı tercih ediyor. Bunun değişik bir düşünce olduğunu, aktif olmasa da pasif kullanıcılığın benimsenebileceğini ifade eden Altun, “Kişi sosyal medya ağlarında sürekli bir şeyler paylaşmak zorunda değil, pasif olarak da takip edebilir. Çünkü ne yazık ki enformasyonun tek elden dağıtıldığı bir devirdeyiz. Birçok kişi en azından biraz daha doğruyu ya da farklı görüşleri öğrenmek için şu anda Twitter’ı takip ediyor. Ama sosyal medya denildiğinde sadece Facebook ve Instagram akla geliyor. Oysa o kanallarda büyük bir bilgi kirliliği var. Dolayısıyla sosyal medyayı ve teknolojiyi doğru kullanmanın, insanlara birçok katkı sağlayabileceğini düşünüyorum” diyor.
Her konuda olduğu gibi dijital devrimin de artıları ve eksileri var. Birtakım yazılımlar sayesinde milyonlarca kişinin hangi rengi sevdiğinden hangi siyasi düşünceyi benimsediğine, satın alma alışkanlıklarından cinsel tercihlerine dek birçok kişisel bilgisi saptanabiliyor. Araştırmalara göre, her 100 beğeni üzerinden bu verilere ulaşılabiliyor. Bir süre önce patlak veren Cambridge Analytica skandalında olduğu gibi Facebook’a üye milyonlarca insanın kişisel verilerinden davranış algoritmaları çözümlenerek, davranışları yönlendirilmeye başlandı. Bu olayın ardından insanların artık satılan ve pazarlanan bir ürün olmaya başladığının altını çizen Altun, şöyle devam ediyor: “Biz önceden hayatımızın öznesi iken şimdi nesnesi olmaya başladık. Bizden ziyade verilerimiz, tercihlerimiz, yönlendiriliyor. İşte burada uyanık olmamız gerekiyor. Çünkü dikkatli olmazsak kendi hayatımızı yaşayamayacağız.”

Uyumluların 8 günahı
Tarihe yön veren uyumsuzları esprili bir dille kaleme alan yazar Şafak Altun, dünya üzerindeki uyumluların yaptıkları hataları ise şöyle sıralıyor:
• Öyle fazla düşünmezler, kısa yoldan gitmeye çalışırlar.
• Bulundukları topluluğun etkisi altına girerler.
• Uymacı davranışlar sergilerler.
• Başka insanlara uyarak, kendilerini kabul ettirmeye çalışırlar.
• Reddedilmekten, aşağılanmaktan korkarlar.
• Bilişsel çelişki yaşarlar.
• “Evet efendim”ci olurlar.
• Adeta otoriteye taparlar.

Çocuklara fırsat verin
Birçok kişi ebeveyn rolünü üstlendiğinde, çocuklarının toplumsal normlara uyum sağlayıp, bulunduğu çevrede kabul görmesini istiyor. Haliyle çocuklarını da bu doğrultuda yönlendiriyor. Bu durumda uyumsuz tanımını doğru algılamamız gerekiyor. Sonuçta uyum birlikte yaşamanın gerekliliği ama çocuk eğer yeni bir şeyler araştırmak, öğrenmek ya da yaratmak istiyorsa, bunu bir şekilde desteklemek gerekiyor. Amaç, o uyumsuzluğu artı değere dönüştürebilmek. “Çocukların sorgulayıcı olmasından bıkmamamız gerekiyor. Yaratıcı çocuklar yetiştirmek için de onların zihinlerini açmamız gerekiyor” diyen Şafak Altun, şöyle devam ediyor: “Çok uyumlu olan çocuk başarılı oluyor ama bu sefer hayatta ve gelecek iş hayatında yaratıcılıktan uzak kalıyor. Uyumlular, o yaratılan yeni yaklaşımın başarılı olmasını sağlıyor. Ama uyumsuzlar da yenilikçi bakış açılarıyla devrimler, farklılıklar yaratıyor. Uyumlular ve uyumsuzlar arasındaki en belirgin ayrım bu!”


Şafak Altun kimdir?
CNN Türk’te haber müdürü olarak görev yapan Şafak Altun, aynı zamanda Okan Üniversitesi’nde medya, dijital medya ve haber tasarımı üzerine eğitim veriyor. 2004’te yayımlanan “Yolsuzun Yüzyıllık Tarihi” adlı ilk kitabından bu yana sosyal psikoloji, ekonomi, reklam, pazarlama gibi birbiriyle bağlantılı konularda 10’un üzerinde esere imza atan Altun, son dönemde ise insanın kendisini tanıması ve sindirmesi, neyi neden yaptığı gibi araştırmalara ağırlık veriyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here