Ruhu yaralayan fısıltılar

agustos-2012-psikoloji-resim-1

Dedikodu, hakkında konuşulan kişinin hayatında derin yaralar açabiliyor, lekesi kolay kolay silinmiyor. Ancak dedikodu yapan da aslında kendi yaralı hayatındaki huzursuzluk ve yalnızlık nedeniyle dedikoduyu meslek haline getiriyor.

Bir insanın hayatı boyunca ‘Ben asla yapmadım’ diyemeyeceği şeylerden biri de dedikodu… Hele de canınızı sıkan biri varsa onun hakkında iki lafın belini kırmak ne kadar da rahatlatıcı değil mi? Ancak en masum sanılanı bile can yakabilen, hem konuşanın hem konuşulanın celladı olabilen dedikodudan uzak durmak gerekiyor. Bizimki gibi geleneksel toplumlarda sakınmak ne kadar zor olsa da hem kafanız hem vicdanınız rahat olsun hem de kimsenin üstüne vazife olmayan bilgiler nedeniyle canınız yanmasın istiyorsanız dedikoduya başlamadan önce bir kez daha düşünün.

Dedikodu ağır bir silah… Dedikoducu bunu kullanmaya alışıyor ve kullanımdan yarar sağlıyor. Bazı kişiler de dedikoducunun bunu yapmasına imkan sağlıyor. Ancak bu silahın bir gün sizi de vuracağını unutmamanız gerekiyor.

Uzman Psikolog Alanur Özalp, batılı ülkelerde dedikodu yapan kişi ayıplanır ve dışlanırken geleneksel toplumlarda her zaman değer gördüğünü belirterek şunları söylüyor: “Bizim gibi toplumlar için dedikodu; tıpkı fal bakmak gibi, vazgeçilmez ve çok keyif alınan bir durum. Üstelik dedikodu yapan kişi kendini çok değerli hissediyor. Herkes onun ne anlatacağını merak ediyor, o da ‘en değerli mallar bende, bana güzel ikramlarda bulunursanız, yakın ilgi gösterirseniz bunları size veririm’ havasında davranıyor. İnsanlar da bu bilgilere çok meraklı olduğu için dedikoducular her yere davet ediliyor, en güzel yerlere oturtuluyor, hep el üstünde tutuluyor. Kim ne giymiş, nereye gitmiş, kimle gitmiş, hamile miymiş, kim benim hakkımda ne söylemiş gibi sorular art arda geliyor. Bazı insanlar ise yayılmasını istedikleri bilgileri bu kişileri kullanarak duyuruyor. Örneğin oğlunun düğününü çok lüks bir otelde yapacak olan kişi, dedikoducuyu çağırıp bu bilgiyi ona aktarıyor ve kısa sürede herkes bu haberi duyuyor.”

agustos-2012-psikoloji-resim-2Mesleği dedikoducu olanlar
İnsanların bu çok merak ettiği bilgileri öğrenmek için özel çaba harcayan kişiler olduğunu belirten Uzman Psikolog Özalp, “Bu kişiler için dedikoduculuk tıpkı bir meslek gibi… Bilgi toplamak için özel olarak çalışıyorlar. Örneğin sizin kesinlikle vermek istemediğimiz bir bilgiyi sizden öyle bir ustalıkla alıyorlar ki siz daha ne dediğinizi bile anlamadan o bilgi çoktan yayılmış oluyor” diyor. Bu kişiler genellikle hayatta bir meşgalesi olmayan, belli özellikleri ile kendini ispatlayamamış, huzursuz, aile-arkadaş-iş ilişkilerinde mutsuz olan, ailede olumsuz etkiler altında kalan hatta istenmeyen çocuk olduğunu hisseden insanların arasından çıkıyor. Bu kişiler kendilerini dedikodu sayesinde güçlü, akıllı, aranan kişi pozisyonuna çıkartıyorlar. Uzman Psikolog Özalp, “Dedikodu bir başkasına zarar vermek mantığı içinde yapılıyor. Bu kişi çevresine güvenmediği, inanmadığı için zarar verme isteği duyuyor. Bilgi aktardığı kişilere ‘Ben bunu sizin iyiliğiniz için yapıyorum’ dese de aslında dedikoduyu diğer insanları yaralamak için bir silah olarak kullanıyor. Kendi hakkıyla, bileğinin gücüyle değil, böyle bir kolaycılıkla kabul görmek istiyor. Bu insanlar çevreleri tarafından kabul görmeye başladıklarında, eş ve arkadaş ilişkisi kurmaya başladıklarında ise dedikoduyu azaltıyorlar” diyor. Bu tespit, dedikodu yapmasından rahatsız olduğunuz yakınlarınıza yardım eli uzatabileceğiniz gerçeğini de ortaya koyuyor.

 

Devamı diğer sayfada

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here