Sevişmek mi, seks yapmak mı?

Sevişmek sadece erojen bölgelerle sınırlı kalmıyor. Bir bakışı, bir edayı, sevginin dile dökülmüş halini de barındırıyor. Seks ise hazza ulaşmak için yapılan mekanik davranışlardan ibaret. Sizin tercihiniz hangisi?

Cinsellik hayatın vazgeçilmez ama daima kilitli olan kutusu. Dolayısıyla nasıl yaşandığı, neler yapıldığı iki kişi arasında kalıyor. Cinsellik denilince sizin aklınıza ne geliyor? Sevişmek mi, yoksa seks yapmak mı? İkisinin arasında ne fark var demeyin. Çünkü kavramlar aynı gibi görünse de aslında sevişmek, seksi de içine alan daha geniş bir kavram. Bir açıdan hem ruhsal hem de bedensel dokunma sanatı olarak ifade ediliyor.

SEVİŞMEK İLE SEKSİN FARKI *

Pandemos Psikolojik Danışmanlık’tan Cinsel Terapi Uzmanı Dr. Dilek Akgül, sevişmenin sevgi kavramını da içine alan daha bütünsel bir tanım olduğunu belirterek, “Sevişmede vücudun her organı kullanılabiliyor. Yani sadece cinsel organ denilen belli bölgeler değil, dokunabileceğiniz her yer işin içine giriyor. Sevişirken bir bakış, bir eda da önemli. İçinde iki kişi arasında yaşanan ruhsal yakınlığı, sevginin, dile, ifadeye dökülmüş halini de barındırıyor. Seks ise aslında insan neslinin üremesi için gerekli bir cinsel dürtü iken, haz boyutunun da fark edilmesiyle, buna ulaşmak için yapılan bir nevi mekanik davranışlar olarak tanımlanabiliyor” diyor.

“İş hayatı, eğer varsa bir çocuğun sorumluluğu, ev işleri gibi etkenler varken her sevişmede 15 dakika ön sevişme yapmalıyım türünden standartlar koymak, kişinin cinsellikle ilgili yollarını tıkamaya neden oluyor. Ülkemizde geçmişten gelen ‘hanım suyu koy, olursa olur, olmazsa çay demleriz…’ şeklinde bir öğreti var. Bu şekilde bakıldığında cinsellik karşınıza neler çıkacağını bilmediğiniz çok güzel bir yolculuk olabilir. Ama cinselliği bir matematik problemi gibi görmek haz almak dışında başka her şeye yol açabilir.”

 

KADINLAR SEVİŞME, ERKEKLER SEKS Mİ İSTİYOR? *

Bu iki kelimenin söylenişi dahi aradaki farkı ortaya koyuyor. Sevişmek daha naif bir ifadeyken, seks net bir kavram olarak dikkat çekiyor. Naiflikten konu açılmışken kadınların sevişmekten daha çok hoşlandığı düşüncesi çıkıyor ortaya. “Gerçekten de böyle mi? Kadınlar sevişmeyi, erkekler seksi tercih ediyor demek doğru mu?” sorusuna ise Dr. Akgül, şu sözlerle yanıt veriyor: “Aslında her insan biricik ve tektir. Kadınlar duygusal boyutu ön plana aldıkları için sevişmeyi daha gerekli görüyor. Erkekler ise genel yapı olarak baktığımızda daha çok seks odaklı. Bu eylem onlara tatmin olmak için yeterli görünüyor. Ancak bu genel kanılar aslında cinsel işlev sorunlarının da temelini oluşturuyor.”
İlişkilerde romantizm arayan kadınlar, cinsellikte de sevişmenin verdiği keyfi yaşamak istiyor. Bunu da içgüdüsel olarak ortaya koyuyorlar. Çünkü kadınlar daha çok işitsel ve dokunsal olarak uyarılıyor. Flört aşamasını, sonuca giden süreçte yaşananları seviyorlar. Elde edilmeyi, tavlanmayı, arzulanmayı…

‘7 KEZ DOKUN,  BİR KEZ SEVİŞ’ *

Dr. Akgül bunun için de erkeklere “Yedi kez dokun, bir kez seviş!” yöntemini önerdiklerini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kadını gün içinde sekse hazırlamak için güzel sözler, seksi mesajlar vermek gerekiyor. Bunlar bizim tedavide de önerdiğimiz şeyler. Erkeklerin ise daha çok görsel olarak uyarılan canlılar olduğu görülüyor. Kadının göğüslerinden de kalçasından da uyarılabiliyor. Bu içgüdüsel bir şey mi? Evet ama bunun yanında biyolojik, psikolojik ve öğrenme boyutları da var. Kızlar daha çok ayrıntılar üzerinden, erkekler ise çözüm ve sonuç odaklı büyütülüyor. Cinsellik aynı zamanda öğrenilmiş bir davranış olduğundan bunlar ilişkileri de etkiliyor. Erkekler oradaki başarıya, performansa, sayıya ve sonuca odaklanıyor. Ama bunlar cinsel işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Genellemeler yapmak ve bu genellemeler üzerinden kendi bireyselliğini tanımlamak yanılgıya yol açabiliyor.”

4 HAFTALIK KEGEL EGZERSİZİ PROGRAMIYLA ORGAZM GARANTİ

Kadının güven duyması gerekiyor

Ünlü tiyatro oyunu “Yatak Odası Diyalogları”nda kadınlar ve erkekler açısından cinselliğin tanımı şöyle yapılıyor: “Erkek için cinsellik sıcak suya katılmış neskafe, kadınlar içinse ağır ağır pişirilmiş, bol köpüklü bir Türk kahvesine benziyor.” Bu tanım bile toplumumuzda cinsel ilişkiye kimin, hangi pencereden baktığını açıkça ortaya koyabiliyor. Dolayısıyla kadın romantizmden, salınımdan, ritüelden hoşlanıyor demek yanlış bir saptama olmuyor. Ancak tüm bunların başlayabilmesi yani cinsellik için en önemli unsurların başında güven duygusu geliyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar ise bir kadının karşı cinsle birlikte olmak için güven duygusuna ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Dr. Akgül, “Cinsel ilişki sırasında orgazm olmak çok önemli. Ama bu durum kişinin kendini akışa bırakmasıyla mümkün. Bu da birlikte olduğu kişiye koşulsuz güven ve sevgi duymasını zorunlu kılıyor” diyor.

“Cinsellikle ilgili çok fazla konuşulmuyor. Erkekler işin ciddıyetini bozacağı düşüncesi, kadınlar da fazla tecrübeli sayılacağı endişesiyle bundan kaçınıyor. Oysa iletişim kurmak, cinsel problemlerin yüzde 50’sinin önüne geçmeye yardımcı oluyor. Cinsellik ayrıca evlilik problemlerinin de yansıtıldığı bır alan. Güç savaşları, birbirine olan kızgınlık gibi… Dolayısıyla iletışimin önemi orada da ortaya çıkıyor.”

İlişkinin türü cinsel hayatı etkiliyor mu?

Dr. Dilek Akgül, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Geçmişe bakıldığında erkekler avcı, kadınlar toplayıcıydı. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında erkekler birlikteliklerin ilk döneminde yani evlilik öncesinde avını avlayana dek mevcut performansının en üstüne çıkıyor. Kadın da o dönemde daha bakımlı oluyor. Her iki taraf da birbirlerine en iyi yönlerini gösteriyor. Bununla beraber eğer ilişkinin içinde aşk varsa feromonlar, hormonlar devreye giriyor. Takıntılı bir hastalık şeklinde, kişinin tüm uğraşı partneri oluyor. Bu dönemde yaşanan seksin belki büyük bir ödül gibi, yüksek şehvet dozunda yaşandığı düşünülebiliyor. Ama bunu yemek yemek gibi düşünmek gerekiyor.

Çok acıktığımızda kan şekerimize hızla karışan pasta, tatlı gibi yiyeceklere yöneliyoruz. Oysa bunlar kan şekerimizi hızla yükselttiği gibi, kısa süre sonra aynı hızla düşürüyor. Bu nedenle zamanla rafine tatları öğrenmeye başlıyoruz. Seks de bunun gibi bir şey. Kişinin bu konuda önyargıları yoksa, uzun ilişkide kadın ve erkeğin ilk seksi hormonların etkisiyle yaşanıyor gibi görülse de birbirlerini ve vücutlarını tanımaları için belli bir süre gerekiyor. Bir kadın ilk kez bir erkekle ilişki yaşıyorsa orgazm olmayı üç yıl civarında, erkek ise altı ayda öğreniyor. Dolayısıyla cinselliğin çiftlerce tanınıp, anlaşılması bu sürece bağlı. Geçen zaman içinde önüne birtakım ketler koymayan, geçmişten getirdiği travmaları olmayan, cinsel mitlere kendini kaptırmamış kişiler inanılmaz rafine tatlar elde edebiliyor, cinselliğin farklı boyutlarını tanıyabiliyor.”

Hergün seks için çok nedeniniz var

ALTIN, GÜMÜŞ, BRONZ SEKS NE? *

İlişkinin başında tüm ilgi ve alaka partner üzerine yoğunlaşıyor. Davranışlar onu elde etmek, birlikte bir şeyler yaşamak, gelecekte birlikte bir hayat kurmak üzerine kurulu olduğu için çiftlerin özeni de daha farklı oluyor. Fakat zihnimizdeki birtakım önyargılar ileriki dönemde sorun olarak karşımıza çıkabiliyor. Örneğin her cinsel ilişkinin mutlaka 15 dakikalık bir ön sevişmeyle başlayıp, ardından birlikte olmakla sona ereceği gibi… Oysa
cinselliğin bu tür kalıplara sokulmak yerine, çiftler için bilinmez ve maceralı bir yolculuk olması gerekiyor. Dr. Akgül, genel olarak üç tip seks bulunduğunu belirterek, bunları şu sözlerle anlatıyor.

Altın seks: Uzun ön sevişmeli, birtakım ritüellerin olduğu, her iki tarafın birlikte orgazm olabildiği ancak sadece yılda bir-iki kez yaşanabilecek bir cinsellik. Ama hedefin her ilişki için bu şekilde konulması cinsellikte mutsuzluğa yol açıyor.
Gümüş seks: İki tarafın da istekli olduğu, çok uzun sürelerde olmasa da çiftin tutkuyla yaklaştığı ilişki.
Bronz seks: Partnerlerden biri isterken, diğerinin istemediği ama eşlik ettiği seks. Ancak eşlik ederken cinsel uyarılma isteği, istek de cinsel uyarılmayı harekete geçirebiliyor. Dolayısıyla isteksiz başlansa da bir süre sonra diğer partner de ortama adapte olabiliyor.

SEKS HAYATINIZI TEST ETMEYE NE DERSİNİZ?

YAŞAYANLAR ANLATIYOR

KADIN OLDUĞUMU SADECE YATAKTA HATIRLIYOR

“Büyük bir aşk yaşayıp, türlü badireler atlatarak evlendiğim eşimle artık eskisi gibi değiliz. 12 yıllık evliliğimizin ilk günleri çok güzeldi. Çok romantik, sevgi dolu bir eşim vardı. Bana küçük sürprizler yapardı, hafta sonlarını hep baş başa geçirirdik. Hatta çocuğumuz oluncaya
dek tek kelimeyle şahane bir cinsel hayatımız vardı. Şimdiyse her şey değişti. İş yerindeki
masamı çiçeklerle donatan, bana pahalı hediyeler alan, kulağıma romantik şiirler okuyan
o adam neredeyse yüzüme bakmıyor, tabii yatak odası dışında. Sosyal hayatta hiçbir şey
paylaşmamamıza rağmen kadın olduğumu sadece yatakta hatırlıyor. Aslında buna bir
anlamda mutluyum çünkü bu durum aramıza kimsenin girmediğini gösteriyor. Ama öte yandan beni cinsel bir obje olarak gördüğünü hissetmek onunla sevişmek istemememe
neden oluyor.” Kübra Ö.

YERİ ZAMANI ÖNEMLİ DEĞİL

“Bazı kadınları hiç anlamıyorum. Seks yapmak için onca ritüele ihtiyaç var mı gerçekten?
Biz sevgilimle yer ve zaman gözetmeden içimizden geldiğince yaşıyoruz cinselliğimizi.
Hatta geçenlerde az kalsın otoparkta birilerine yakalanıyorduk. Hem zaten işin güzel tarafı,
hazzını artıran da bu heyecan değil mi?” Beril T.

7 soruda orgazm rehberi

Erkeklerin en sık yaptığı 10 seks hatası

İdeal seks hakkında her şey

 

8 soruda anorgazmi nedir?

Kadınlar cinselliği nasıl yaşıyor?

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here