Ana Sayfa Röportaj Ezgi Şenler: Sarılmadan geçen her anım için pişman oldum!

Ezgi Şenler: Sarılmadan geçen her anım için pişman oldum!

ezgi senler

“Çatı Katı Aşk” ile ilk başrol deneyimini yaşayan genç oyuncu Ezgi Şenler, çocuk yaşta başladığı bale eğitiminden olsa gerek duru güzelliğiyle kuğuları andırıyor. Evde kaldığı dönemi yoga ve meditasyon yaparak geçiren Şenler’in şimdi huzur bulduğu yer ise rüzgarı doyasıya hissettiği sörf tahtasıymış…

Formsanté Eylül Sayısı

Sakin, zarif ve masum görünüşünün yanı sıra yeni sahiplendiği kedisini anlatırkenki çocuksu halleri Ezgi Şenler’e hemen kanınızın kaynamasını sağlıyor. “Bodrum Masalı” ile başlayan oyunculuk kariyerinde, şimdi ilk başrolünü canlandırma şansı bulan Şenler’in içinin kıpır kıpır olduğunu anlıyoruz. Tam bir mahalle dizisi olan hatta bu yönüyle Yeşilçam filmlerine benzettiği “Çatı Katı Aşk”ı ve hayatına dair bilinmeyenleri Ezgi Şenler anlattı, biz dinledik.

ezgi senler-1

Oyunculuğa “Bodrum Masalı” dizisiyle başladın; ilk başrolün de “Çatı Katı Aşk” oldu. Kariyerin hayallerinle örtüşüyor mu?

Hayallerimle kariyerim tabii ki örtüşüyor. Her zaman daha güzelini ve daha iyisini hayal ettim. Hayatın akışına güveniyorum. Güzel şeyler olunca şükrediyorum, olmadığında daha iyisi gelecektir diye düşünüyorum ve gerçekten öyle de oluyor. Kalbinizi temiz tutup hedefe odaklandığınızda, hayat size en güzelini veriyor zaten.

Nasıl bir ailede büyüdün? Ailende kimler sanatla uğraşıyor?

Ben çok saygılı, sevgi dolu, empati duygusu yüksek bir ailede büyüdüm. Evin tek çocuğuyum ve buna rağmen şımartılmadan ama el üstünde tutularak büyüdüm. Baba tarafım sanatçı. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda, Devlet Tiyatroları’nda, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda kuzenlerim, halalarım var. Çellist, tiyatro sanatçısı, balerin, keman sanatçısı birçok akrabam var. Bizim aile sanatçı doğmuş 🙂

Küçük yaştan beri bale yapmak, disiplinli olmayı da beraberinde getiriyor mu?

Balenin temeli disiplin zaten. Disiplin olmadan olmuyor. Vücudumuza söz geçirmek için disiplinli bir şekilde çalışmak gerekiyor. Baleye üç yaşında başladım. 25 yaşında da okuldan mezun oldum. 22 sene tabii ki balenin disiplinini aldım. Şu an oyunculukta ve hayatın her noktasında bu disiplinle ilerliyorum. Balenin bana kattığı en güzel şey
disiplini.

Bir balerin olarak kariyerine devam etseydin hangi gösteride, nerede olmak isterdin?

Türkiye’de sanat maalesef hak ettiği değeri görmüyor. Bale sanatı en az ilgi gören sanat dallarından biri. Bu sebeple ben Türkiye’de değil, yurt dışında dans etmeyi isterdim. Paris Operası’nda dans etmek şahane olurdu mesela… Hangi eser olduğu fark etmezdi. Bütün bale eserlerini çok seviyorum. Ama en sevdiğim bale kesinlikle “La Bayadere”. Müziklerine ve hikayesini aşığım.

ezgi-senler-2

İlk başrolün Ayşen’den de biraz bahsedebilir misin?

Ayşen; sevgi dolu, enerjik ve ailesine çok bağlı bir kız. Evlatlık olduğu için onu evlat edinen ailesini üzmek istemiyor ve hayatta yanlış yapmaktan çok korkuyor. Ateş’e aşık olduktan sonra ailesinin ve aşkının arasında, o kaosta neler yapacak ben de çok merak ediyorum. Aşıkken herkes değişir ve farklı tepkiler verir. Ayşen asileşiyor, sinirli bir insana dönüşüyor. Ama aşkın gücü işte. Ayşen’i asla yapmam dediği şeylere sürüklüyor. Bakalım neler olacak…

EZGİ ŞENLER: HEP BURNUNUN DİKİNE GİDEN BİR İNSANIM *

Dizide herkes birbirinin hayatının içinde. Sen çevrendekilerin hayatına bu kadar karışmasına izin verir miydin?

Asla. Ben hayatta hep burnunun dikine giden ve kararlarını kendi alan bir insanım. Kafama koyduğumu yaparım. Ama fikirlere tabii ki saygım var. Dinlerim tavsiyeleri ve önerileri; aklıma yatıyorsa da yaparım. Artık 27 yaşındayım, zaten çok fazla karışan olmuyor hayatıma.

Dizinin Yeşilçam’ı andırdığını söylemişsin. Senin favori filmin nedir veya unutamadığın sahne var mı?

Çocukken Ertem Eğilmez’in “Canım Kardeşim” filmini izlemiştim ve çok etkilenmiştim.

EZGİ ŞENLER: AŞK BENİM İÇİN BÜTÜN DÜNYAYI TOZ PEMBE GÖRME HALİ *

Aşk senin için ne ifade ediyor? İlk aşkını hatırlıyor musun?

Aşk, teslimiyet ve bütün dünyayı toz pembe görme hali benim için. Aşıkken dünyanın en mutlu ve ılımlı insanı oluyorum. İlk aşk, adı üstünde; hiç unutulur mu? Masum, salt sevgi ve tamamen duygusal taraftan hareket ettiğim bir aşktı. Büyüdükçe işin içine mantık, beklentiler ve korku giriyor. Cesaretsizleşiyor insan. Bu dönemde gerçek sevgiyi bulmak, beklentisiz ve karşılıksız sevmek, sevilmek çok zorlaştı. Umarım herkes böyle bir aşk bulur ve hayatı o aşkıyla geçer.

Çekimler arasında fırsat yaratıp sörf yapıyorsun, rüzgarla dans nasıl hissettiriyor?

Sörfe yeni başladım. Ankaralı olmama rağmen denizi çok seviyorum. Yoğun iş temposunda sörf yaparak iki saat kendimle baş başa kalıyorum. Suyun iyileştirici gücü ve rüzgar zihnimi sakinleştiriyor. Sörf benim için meditasyon gibi bir şey; bırakamayacağım bir spor oldu. İyi ki başlamışım. Herkese tavsiye ediyorum.

ezgi-senler-3

Bir de hiç düşmemişsin galiba yani Marmara’nın tadına bakmadın daha…

Balerin olmaktan kaynaklı sanırım, dengem çok iyi ve evet henüz düşmedim. Buna hocam da şaşırdı. Ama şu an yelkenim küçük, board’um büyük. Board’u küçültüp yelkeni büyütünce Marmara’nın tadına bakacakmışım gibi hissediyorum. Rüzgar zorlasın biraz beni…

Sence bir kadının kendisine yapacağı en büyük yatırım nedir?

Özgüveninin ve iç enerjisinin hep yüksek olması. Güzelleşmek için yapılan hiçbir şey önemli değil bence. Ruhun temiz kalması ve hayatı sevmek zaten iç enerjinin yükselmesi demek. Bu da gözlerden dışarıya yansır zaten. Sakin bir zihin ve sevgi.

Yaşadığımız pandemide pek çok kişide “farkındalık” arttı. Senin hayatta neye karşı farkındalığın arttı?

Dünyaya farkında olmadan ne kadar fazla zarar veriyormuş insanlar. Doğaya çok zarar veriyormuşuz. İnsanlar doğaya karşı daha bilinçli ve nazik olsa, dünya ne kadar güzel bir yer olurmuş bunu daha derinden fark ettim.

‘EN ÇOK AİLEME SARILMAYI ÖZLEDİM’ *

Evlere kapandığımız dönemi sen nasıl geçirdin? En çok kimleri özledin?

Bu dönemi, evde meditasyon ve yoga yaparak geçirdim. Sekiz tane kitap bitirdim. Spiritüel kitaplar okudum. Ruhuma iyi gelen şeyleri yaptım. Arkadaşlarımı özledim. Ben çok sıcakkanlı bir insanım. Yeni tanıştığım insanlara bile sarılırım. Bence sarılmanın iyileştirici bir gücü var. Ama en çok aileme sarılmayı özledim. Sarılmak çok önemli bir eylemmiş. Sarılmadan geçen her anım için pişman oldum. Umarım en kısa zamanda bu hastalıktan kurtuluruz ve sevgiyle devam ederiz yolumuza.

Karamsarlığa sık kapılır mısın? Enerjini neler veya kimler arttırır?

Evet, zaman zaman kapılıyorum tabii ki. Hayat çok hızlı akıyor ve yolda bir sürü negatifle karşılaşıyoruz. Kendi enerjimizi kendimiz arttırırız, ben buna inanıyorum. İçimizde olan negatifleri pozitife sadece kendimiz çevirebiliriz. Meditasyon yaparak, vücudumuzu hareket ettirerek ve zihnimizi sakinleştirerek oluyor bu da. Yani meditasyon ve mantra dinlemek enerjimi arttırıyor. Böylece çevremdeki insanlar da pozitif oluyor ve hayat da pozitif akıyor. Her şey içimizde… Nefes farkındalığıyla başlıyoruz işe.

İstanbul’u bana üç yerle anlat dersem, bunlar nereler olur?

Caddebostan, Kadıköy ve Boğaz köprüleri.

Kilo almaya müsait bir yapın yok gibi; yediklerine dikkat eder misin? Hiç rejim yaptın mı?

Evet, babama çekmişim o konuda. Bizim aile genetik olarak zayıf yapıda. Ben hiç rejim yapmadım ama sağlıklı kilo almak için diyetisyene gittim. Sebze ağırlıklı besleniyorum ve bol su içiyorum. Sağlıksız yiyeceklerle pek işim olmuyor. Diyetisyenimin verdiği sağlıklı besinler ve ev yemekleriyle besleniyorum. Tatlıyla aram yok. En büyük şansım bu bence.

Kendinde beğenmediğin taraflar var mı?

Hayır, yok. Ben kendimi seviyorum. Artılarımla eksilerimle ben Ezgiyim ve bundan çok memnunum.

ezgi-senler-4

Cilt ve saç bakımı için neler yaparsın?

Benim cildim çok hassas. Güneş kremi ve nemlendiricim çok önemli. Hep dermatolojik ürünler kullanıyorum. Saçıma da ayda bir-iki kez keratin bakımı yaptırıyorum. Saçımda boya olmadığı için çok yıpranmıyor.

Geleceğin ve kariyerin için şu anda oyunculuk eğitimi alıyorsun; sonrasına dair planların var mı?

Oyunculuk eğitimine hiç ara vermeden devam etmek istiyorum. Oyunculukta öğrenmenin sonu yok. Her zaman daha iyisini yapmak için çalışmayı asla bırakmaman lazım. Yoksa boşa düşüyor insan. Oyunculuk benim için işten çok tutku demek. O yüzden elimden gelenin en iyisini yapacağım ve aşkla yoluma devam edeceğim.

Sence bu dünya ve üzerinde yaşayan diğer canlılar için neler yapmalıyız?

En önemli şey sevgi. Onlara sevgi vermeliyiz. Hayvanlara, ağaçlara, doğaya zarar vermeden, onların da bir canlı olduğunu unutmadan, sevgi vererek bu dünyayı korumamız gerekiyor. Doğa çok güçlü. Biz değiliz. Dünyanın hakimi insanlarmış gibi algılanıyor. Ama bu pandemide anlamış olduk; doğanın bir dengesi var ve o dengeyi biz insanlar bozuyoruz. Doğa da bize karşılık veriyor. Aklımızı başımıza alıp dengeyi sağlamalıyız. Bunun başında da farkındalık ve sevgi geliyor.

Röportaj: Deran Çetinsaraç
Fotoğraf: Murat Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Alp Kavasoğlu
Saç: Akın Ünal

İLGİLİ İÇERİKLER

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here