Nesrin Cavadzade “Kendimi artık daha çok seviyorum!”

Ortamın enerjisini bir anda yükseltebilme yeteneğine sahip, başarılı, iddialı, güzelliği ise zaten ortada olan Nesrin Cavadzade’yi soru yağmuruna tuttuk!

Röportaj: Elif Gürsoy
Fotoğraflar: Murat Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Alp Kavasoğlu
Saç: Suat Ürün

Sizi bilmeyiz ama bize “Nesrin Cavadzade” denildiğinde aklımıza güzellik ve güç geliyor. Ama onun gücünün sadece güzelliğinden gelmediğine eminiz. Çünkü o, olduğu gibi, doğal ve içten bir kadın. Enerjisi her daim yüksek, sürekli tebessüm ediyor ve espirileri havada uçuşturuyor. Moraliniz bozuk, modunuz düşük bile olsa onunla birlikte keyiflenmemek neredeyse imkansız… Ruhu kadar güzel vücuduna da iyi bakmak için elinden geleni yapıyor. Yediklerine dikkat ediyor, egzersizlerini kesinlikle ihmal etmiyor. Zaten bu kusursuza yakın vücudun başka bir açıklaması olamaz! Oyunculuğundan günlük hayatına, bakımından beslenmesine kadar Nesrin Cavadzade hakkında merak ettiğimiz tüm soruların yanıtları bu sayfalarda.

Sinema, dizi ya da diğerleri… Bir işe evet demeden önce hangi kriterleri süzgeçten geçiriyorsunuz?
Daha önce yapmadığım, kendimi denemediğim bir şey yapmaya gayret ediyorum. Kendimi ve seyirciyi şaşırtmayı seviyorum. Örneğin, son televizyon projem olan “Bizim Hikaye” dizisinde komediye yaslanarak oynadım ve kendimde daha önce hiç bilmediğim bir damarı keşfettim. Komedi herhalde türlerin içinde en zoru. İnsanları duygulandırmak, güldürmekten çok daha kolay. Bambaşka bir zamanlama ve ritimde oynamayı öğrenmen gerekiyor. Bütün bunların yanında hala samimi ve “kendinden” olmalısın. Bazen sette nasıl çıkışsız kaldığımı, ne kadar zorlandığımı hatırlıyorum da… Daha önce yapmadığım bir şeyi yapmaya gayret ederek işe evet diyorum. Karakterin benim için heyecan verici olması gerekiyor. İkincil olarak ise yapım şirketine, yönetmenine ve kadroya bakıyorum. O işin bir parçası olmak beni heyecanlandırıyorsa direkt dalıyorum.

Gelecek birkaç yıl içindeki kariyer planlamanızda neleri hayal ediyorsunuz? “Keşke olsa…” dediğiniz ya da rol almak istediğiniz bir yapım var mı?
Ben öncelikle kendimi şaşırtmak isterim. Yakın dönemde yapacağım kesinleşen iki proje var. Biri hakkında konuşmam yasak, gizlilik sözleşmesi imzaladım. Diğeri ise yazın başında çekeceğimiz, Barış Sarhan yönetmenliğindeki “Cemil Şov” isimli bir film. Bu filmle ilgili çok heyecanlıyım. Bence Barış harika bir iş çıkaracak ve ben de yepyeni bir şey denemiş olacağım onunla çalışarak… Her film biraz böyledir aslında. Filmi bitirirsiniz ve o güne kadar kendinizde olduğunu bilmediğiniz bir yönle tanışırsınız. Bu sizi her seferinde biraz daha katmanlı bir oyuncu haline getirir.

El Desentierro filmi, La Casa De Papel dizisinde rol alma söylentileri… İspanyollar da sizi seviyor galiba?
Ben de onları seviyorum. (gülüyor) El Desentierro’yu yapmak çok zordu. Bir yandan dizim devam ediyordu bir yandan haftanın iki günü film için Valencia’ya uçmam gerekiyordu. O dönem stresten ve yorgunluktan bağışıklığımın tamamen çöktüğünü hatırlıyorum. Ama sonra filmi izlemeye gittiğimde yorgunluğuma değdiğini anladım. Hem harika bir ekiple yan yana gelmiş oldum hem aslında konuşmadığım iki dilde oynamış oldum. Bu deneyim bana cesaret verdi. Bu filmden sonra İngiltere’deki en büyük ajanslardan biri (Christina Shepherd Management) beni bünyesine kattı ve bu kariyerim için çok önemli bir adım oldu. Ayrıca buradaki menajerim Selin Kök, insanüstü bir performans sergileyerek şimdiden 2019 ajandamı tamamen doldurdu. Bu kadar yoğun çalışmak zaman zaman çok yorucu ama bir o kadar da gurur verici. Potansiyelimi gerçekleştirmeme yardım eden muazzam bir ekiple çalışıyorum.

Yaşınız ilerleyip, olgunlaştıkça kendinizde neleri fark ettiniz? Tavırlarınız, düşündükleriniz, söyledikleriniz…
İnsanların hakkımda ne düşündüğünü daha az umursuyorum. En belirgin değişimim bu oldu. Kendimi eskiye nazaran daha çok seviyorum ve kabulleniyorum. Asıl gücün, neler yapabildiğini bilmekten çok neler yapamadığını da anlamak olduğunu biliyorum artık. Kendimi bütün hatalarımla ve kusurlarımla kabul ediyorum. Gücünü tamamen kendinden alan bir kadın olarak, hayat ve sevgi dolu kalabilmenin ne büyük bir meziyet olduğunu biliyorum ve bunun değerini anlamayan hiç kimse ya da hiçbir şey ile yan yana gelmemeye özen gösteriyorum.

Üzüntüyü, stresi ne yaparak kendinizden uzaklaştırıyorsunuz? İyi hissetme yollarınız neler?
Spor ve meditasyon yapıyorum. Ketojenik besleniyorum. Diyetimin çoğunluğunu iyi yağlar oluşturuyor. Doğada vakit geçiriyorum. Seyahat ediyorum. Yakınlarımla anlamlı ve derin ilişkiler kurmaya gayret ediyorum. Çok dolduğumu hissettiğimde telefonumu birkaç günlüğüne kapatıyorum. Her işte bir hayır vardır düşüncesiyle hareket ediyorum. Kontrol edemeyeceğim meselelerde iplerin ucunu biraz gevşetiyorum. Ama bütün bunların yetmediği zamanlar oluyor. (gülüyor) O zaman tamamen çakılıyorum. Böyle zamanlarda ne yapmam gerekiyorsa onu yapıyorum. Mesela; yatağa uzanıp üç gün ağlıyorum veya bir boks dersi randevusu ayarlayıp, kum torbasını yumrukluyorum ya da masaja gidiyorum…

Formunuz, sporla aranızın çok iyi olduğunu söylüyor…
Çok küçük yaşlardan beri hareketle iç içeyim. Annem sayesinde baleye başladım. Bale hocam oldukça disiplinliydi. 11 yaşında annemle birlikte Türkiye’ye taşındıktan sonra yüzmeye başladım. Tenis ve binicilik de yaptım. 10 yıldır da aktif olarak fitness yapıyorum. Oyuncu olduğum için bedenim bir nevi enstrümanım. Bu yüzden ona iyi bakmakla sorumluyum. Her an, her şeye hazır olmalıyım.

Beslenme konusunda takıntılarınız var mı? Vazgeçemedikleriniz neler mesela?
Un tüketmiyorum. Ekmek hayatımda yok. Makarnayı en son ne zaman yediğimi hatırlamıyorum. Hatta yememeye o kadar alışmışım ki ufak da olsa unlu, ekmekli bir şey yediğim zaman hemen rahatsız ediyor. Çikolataya bazen hayır diyemiyorum. İki yıl öncesine kadar pesketeryandım. Sadece balık yiyordum. Ama antrenmanlar sırasında güçsüzlük belirtileri oluyordu. Yeterli proteini alamadığım için zorlanıyordum. Et yemeye yeniden başladım.

Cilt bakımı ritüelleriniz arasında neler var?
Tamamen eczane ürünleri kullanıyorum. Roza rahatsızlığım var. Bu yüzden her şeyi kullanamıyorum. Asla makyajımı silmeden uyumuyorum. Setten eve geldiğimde yaptığım ilk şey makyajımı çıkarmak oluyor. Günlük hayatımda da sadece maskara ve dudak parlatıcısı kullanıyorum. Çok su içiyorum. Cildime de iyi geliyor.

Instagram’da hikaye paylaşımını pek kullanmadığınızı fark ettik. Bunun belli bir sebebi var mı?
Bir şeyi 24 saatliğine koymak fikri beni rahatsız ediyor sanırım. Bunun nedenini ben de tam olarak bilmiyorum. Gelip geçiciliğe isyan mı ediyorum acaba? (gülüyor) Herhalde koyduğum fotoğrafın gözümün önünde olmasını ve ben silmeye karar verene kadar orada kalmasını istiyorum. Muhtemelen daha sabit bir insan olmamla ilgili. Ayrıca hikaye kısmı bana çok profesyonel gelmiyor. Ben sayfamı bir markayı yönetir gibi yönetiyorum. Örneğin, kendim dışında kimseyle bir fotoğrafım da pek yok. Bunun sebebi hiç arkadaşımın olmaması değil tabii ki! Egosantrik bir kendini beğenmiş de değilim, hem de hiç! (gülüyor) Bu benim markam için yaratmak istediğim bir duruş. Ama ileride marka değişirse, sayfa da değişir tabii ki…

Kadın ve güç! Bu iki kelime yan yana geldiğinde neler söylemek istiyorsunuz?
Bütün dünya, kadınların daha fazla söz sahibi olduğu bir yere doğru gidiyor artık. Bu kadar erkek egemen bir yapıyı kaldıramadı bu yaşlı gezegen! Umarım bu değişim yani yeni güç dengeleri dünyayı daha barışçıl, daha sakin ve daha huzurlu bir yer yapar. Diğer türlü kadınların güç sahibi olmaları çok da fazla bir anlam yaratmayacak. Feminizm, bu anlamda artık eski bir kelime. Bakın dünyada artık çocuk yürüyüşleri, mitingleri oluyor. Çünkü gezegenimizin hali, hep birlikte yarattığımız bu kaos, artık cinsiyetler üstü bir aciliyet kazandı. Kurtuluşumuz da batışımız da hep birlikte olacak. Dolayısıyla bütün gezegen daha kadınsı bir enerjiye doğru geçerken, bunun anlamlı sonuçlar doğurması için dua ediyorum.

Yerli ve yabancı hangi kadınlar size ilham oldu ve olmaya devam ediyor. Neden?
Annem ve genel olarak ailemdeki bütün kadınlar bana ilham oldu. Bugünkü ben olmamda en büyük pay anneme ait. O çok dirayetli ve cesur bir kadın. Hayatında aşmak zorunda kaldığı bir sürü zorluğa rağmen hiç kabuklaşmamış ve kadınsılığını hiç elden bırakmamış. Yumuşacık ve şefkat dolu. Çocuk doktoru olmasından dolayı başkalarına yardım etmek hayatının merkezinde var. Bu şefkat onu benim nazarımda inanılmaz güçlü yapıyor. Mesleki olarak etkilendiğim ve kendime örnek aldığım sayısız kadın var ama ben temelde kim olduğumuzu büyük oranda ebeveynlerimizin belirlediğine inanıyorum. Bu anlamda kendimi inanılmaz şanslı hissediyorum. Ailemdeki kadınlar, beni güçlü ve bağımsız bir genç kadın yaptı.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here