Ana Sayfa Güzellik Neşter bir tarafa kırışıklıklar bir tarafa

Neşter bir tarafa kırışıklıklar bir tarafa

temmuz-2011-estetik-3-resim

Zamanın izlerini yüzünüzden silmek için aslında kocaman bir silgiye ihtiyacınız var. Böyle bir silgi ancak çizgi filmlerde olur diye düşünüyorsanız silgi yerine neştersiz estetik müdahaleleri deneyebilirsiniz. Kısa sürede büyük değişimler yaratan bu çözümlerden biri size uygun olabilir.

Güldüğünüzde beliren çizgiler yaşanmış yılların bir anısı diye kendinizi kandıramıyor, eskisi gibi gergin bir cilde kavuşmak isteseniz de ameliyat masasına yatmaktan korkuyorsanız neşteri bıraktıran yöntemlerden birini deneyebilirsiniz. Hem kolay uygulanan hem de kısa sürede sonuç veren yeni estetik yöntemler çoğu zaman mucizeler yaratabiliyor. Yaşlanmayı yavaşlatmak için kullanılan yöntemlerden en çok tercih edileni yüz enjeksiyonları olarak bilinen botoks, dolgular ve hacimlendiriciler oluyor. Botoks yaşın etkisi ile elastikiyetini kaybeden kaslara uygulanırken, dolgular eski yapısını kaybeden cilde yapılıyor. Son yıllarda gittikçe önemi artan hacimlendiriciler ise özellikle yüz ve ellerdeki hacim kayıplarına karşı kullanılıyor.

Yazın artan kırışıklıklara karşı önlem alın
Dr. Alp Mamak, güneş ve havanın etkisiyle yaz aylarında ciltte kurumalar olduğunu ve kuruluğun yüzdeki ince kırışıklıkların daha belirgin bir hale gelmesine neden olduğunu belirtiyor. Derin kırışıklıklar ise daha çok göze batıyor. Bu durumu engellemek için aynı seans içinde uygulanan kollajen ve mezoterapi ile kollajen dolgu uygulamaları yapılabiliyor. Bu uygulamalar, cildin 6 ay boyunca nemli ve kırışıksız olmasını sağlamaya yardımcı oluyor.

Brezilya Plastik Cerrahi Derneği ve Uluslararası Estetik Plastik
Cerrahi Derneği üyesi olan Dr. Mauricio de Mario, “İdeal bir tedavide bu üç tekniği de uygulamayı öneriyoruz çünkü her birinin rolü farklı. Ama tabii ki burada doktorun teşhisi çok büyük önem taşıyor. Hastanın gerçek ihtiyacını anlamak ve buna uygun tedaviyi uygulamak uzmanlık gerektiren bir süreç. Bir diğer önemli nokta ise doğru ve orijinal ürünü kullanmak. Yanlış ürün kullanımına bağlı birçok kötü uygulama ile karşılaşıyoruz ve hastalarımız bize bu yanlışlığın düzeltilmesi için geliyor. Bu noktada bizim önerimiz hastaların ürünleri tanıması ve hekimlerden bunu adı ile istemeleri” diyor.

Ne zaman başlanmalı?
Doğru ve güzel bir yaşlanma için bu tedavilere ne zaman başlanmalı sorusunun cevabını Dr. Mauricio de Mario şöyle veriyor; “Her hastanın durumu farklı olabiliyor. Bir hasta 30 yaşında 20 gösterebilirken diğeri 30 yaşında 40 yaşında gibi görünebiliyor. Bu da tedavilere başlama yaşında farklılığa neden oluyor. Ama ideal bir ortalama vermek gerekirse 40’lı yaşların başında tedaviye başlamak öneriliyor. 50’li yaşlarda başlayan menopoz sürecinde kadınların hormonal dengeleri altüst oluyor. Bu değişime bağlı olarak cilt de aynı hızla eski parlaklığını, elastikiyetini, hacmini kaybediyor. Bu nedenle yüz enjeksiyonları tedavisine menopozdan 10 yıl önce başlamak gerekiyor.”

Su bazlı dolgu
Çok yakın zamanda yeni bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaya başlanan su bazlı dolgu, yüz, boyun, dekolte ve ellerdeki su kaybına karşı, su tutma özelliği ile yaşlanmayı yavaşlatıyor. Çünkü su kaybeden cilt daha hızlı yaşlanıyor. İşte bu yeni tedavi ile kaybolan su cilde geri veriliyor. Dr. Mauricio de Mario, “Türk insanlarının genetik ve kemik yapısına bağlı olarak göz altları daha çökük ve mor. Yine bu ülkenin iklimi sebebiyle insanların cildi daha kuru. İşte bu noktada su bazlı dolgu tedavisinin özellikle göz altlarına ve dudaklara uygulanmasını önerebilirim. Ancak hassas bir bölge olduğu için uygulamanın uzman bir hekim tarafından yapılması önemli. Su bazlı dolgu tedavisi ile göz altları beyazlatılabiliyor ve çöküklüğü azaltılabiliyor. Dudaklarda uygulandığında ise daha parlak ve ışıltılı dudaklar elde edilebiliyor” diyor.

temmuz-2011-estetik-3-resim-1AKUSTIK FACE LIFT
Cilde gençliğini ve gerginliğini, cilt altında bulunan kolajen ve elastik lifler veriyor. İlerleyen yaşla birlikte cildin elastin ve kolajen yapısında bozulmalar meydana gelebiliyor. Bu nedenle cilt daha hızlı bir yaşlanma süreci içine giriyor. Beslenme ve Antiaging Uzmanı Dr. İsmail Ağar, “ Yüzde cilt dokusunun altında bulunan kaslar tıpkı vücut kaslarının çalıştırılıp güçlendirilmesi ve sıkılaşması prensibi gibi işliyor. Yüz kaslarının zayıflaması sarkmaya, dolayısıyla cildin daha yaşlı bir görünüm almasına neden oluyor. Güneşe maruz kalan, sigara kullanan kişilerde ve çok diyet yapan, sık kilo alıp veren kişilerde de bu şikayetler artıyor. Bu süreci tersine çevirmek ve cilt yaşını gençleştirmek için sıkılaşma işleminin en güçlü şekilde sağlanması gerekiyor” diyor. Akustik Face Lift de bunu sağlamaya çalışan yöntemlerden biri. İşlem bir alet yardımıyla uygulanıyor ve saniyelerle ölçülebilen titreşimler doku altına ulaşıyor. Tıpkı vücut sarkmalarını toparlamak için yapılan işlemler gibi yüz kaslarını toparlayıp gerginleştiriyor. İşlem yaklaşık 20 dakika sürüyor. İlk seanstan itibaren etkisini göstermeye başlıyor. Dördüncü seans sonrasında ciltteki değişimler farkedilirken, sekiz seans sonrasında cildi 10 yaş geri götürmeyi hedefliyor. İşlemin kalıcılığının sağlanması için ise yılda bir kez bir seanslık koruma uygulamaları yapılıyor.

● Dr. İsmail Ağar, “Akustik Face Lift’in birinci hedefi deri altında yer alan, bağ dokusunun ana elemanı olan kolajenin yeniden yapılanmasını sağlamak oluyor. Doku altına ulaşan akustik dalgalar cildin alt tabakasında bulunan fibroglaslara çarparak cildin elastik liflerinin sayısını arttırıyor. Böylelikle cilt altı bağ dokusu uyarılarak sıkılaşma meydana geliyor” diyor.

● Bu yöntem selülit ve bölgesel zayıflama için de kullanılabilen kısa vadede sonuç veren ağrısız, neştersiz ve acısız bir uygulama olarak kabul ediliyor.

ULTERAPI
Ulterapi, yüz germe yönteminde yeni bir işlem. Cilt sıkılaştırma ve yüzdeki sarkıklıkların giderilmesinde kullanılan yöntem, odaklanmış ses dalgalarıyla yüz germe olarak tanımlanıyor. İşlem, uzun süreli fayda sağlıyor ve derinin dış tabakasına zarar vermiyor. Ulterapi, ultrason teknolojisini kullanan bir yöntem. Uzman, cildi tarıyor ve tedaviye ihtiyaç olan bölgelere odaklanmış ses dalgaları gönderiyor. Uygulama sonrasında cildin altında derin bir ısı oluşuyor. Derinlere ulaşan bu enerji, cildin kendini onarma mekanizmasını harekete geçirerek kolajen üretimini uyarıyor. 30 veya 60 dakikalık uygulamalar sonrasında kişi günlük yaşamına dönebiliyor. Ulterapi alın, göz çevresi, orta ve alt yüz de dahil olmak üzere yüzün herhangi bir bölgesinde kullanılabiliyor. Özellikle göz çevresi için sarkık göz kapağı toparlanıyor ve kaşlar yukarı kalkıyor.

Nilgün Yıldız

Formsante Dergisi Temmuz 2011 Sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here