Sorun tartışmak değil, doğru sonlandırmak

Her ilişkide yaşanması gereken hatta olmazsa olmazı tartışmalar, uzlaşmaya vararak sonuçlanırsa birlikteliklere katma değer sağlayabiliyor. Ancak tarafların birbirini kırması, kötü söz ve şiddete varan davranışlar sergilemesi, bazen ilişkinin temelden sarsılmasına, bazen de ayrılıklara yol açabiliyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Her ilişkinin inişli çıkışlı dönemleri olabiliyor. Bu noktada; dengeyi korumak, sevgi ve saygıyı kaybetmemek ise büyük önem taşıyor. Zaman zaman tartışmalar da yaşanabiliyor. Ancak bazen tartışma ve kavga birbirine karışabiliyor. Bu noktada, aradaki ayrımın iyi yapılması gerektiğini vurgulayan Diyetdem Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Özge Çukur, “Tartışma, bir konuyla ilgili fikir ayrılığına düşülmesi durumunda tarafların kırıcı ve hakarete varan sözler söylemeden, şiddetin hiçbir türlüsüne başvurmadan kendi düşüncelerini savunması ve nihayetinde ortak bir noktada buluşmasını tanımlıyor. Aslında bir anlamda her tartışma, uzlaşmaya varmayı amaçlıyor. Dolayısıyla böyle açıkladığımız bir eylem için sağlıksız, anormal demek doğru değil! Evlilik, arkadaşlık, ebeveyn-çocuk ya da sevgili… Hangisi olursa olsun, her ilişkide mutlaka tartışma yaşanıyor. Eğer yaşanmıyorsa bunun iki sebebi olabiliyor. Ya sorunlar konuşularak daha önceden çözülmüş oluyor ya da sorun ve sıkıntı yaratan durumlar göz ardı ediliyor ki bu, çok da istediğimiz bir durum değil. Çünkü ileride daha büyük bir tartışma, patlama veya kavgayla sonuçlanma ihtimalini güçlendiriyor. Sonuç olarak, evet çiftlerin tartışma yaşaması normal hatta olması gereken bir şey!” diyor. Psikolog Çukur; tartışmalar, ilişkiye yansıması, o sırada yaşananlar ve dikkat edilmesi gerekenler konusunda sorularımızı yanıtladı.

Çiftler tartışırken bazen karşı tarafın kutsal ya da kıymetli gördüğü değerlere saldırabiliyor. Bunun yansıması nasıl oluyor?
Herkes birbirinden farklı olduğu gibi her ilişkinin, çiftin de farklı bir doğası ve dinamiği bulunuyor. Dolayısıyla bu soruya kesin bir yanıt vermenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Ancak vurgulamak istediğim bir konu var: İnsanız, robotik varlıklar değiliz. Bazı durumlarda duygularımıza ve ağzımızdan çıkan sözlere hakim olamıyoruz. Diğer bir ifadeyle dilin kemiği yok. Bazen söylemek istemediğimiz sözlerin ağzımızdan çıkıverdiği veya söyledikten sonra pişman olduğumuz durumlar yaşanabiliyor. Burada; sonrasında ne yaptığımız, ne dediğimiz ve nasıl davrandığımız önem taşıyor. Eğer partnerinizi kırıcı, küçük düşürücü veya onun değerlerini hiçe sayan sözler sarf ettiyseniz daha sonrasında sakin bir anda kendisinden özür dilemek ve bunu sadece sözle değil, pişmanlığınıza uygun davranışlarla telafi etmek ilişki için en sağlıklısı oluyor. Karşı tarafın bunu unutmasını beklemek veya sessiz kalmanın ise aradaki gerilimi ve kırgınlığı pekiştireceğini unutmamak gerekiyor. Kısacası, bu durumun ilişkinize nasıl yansıyacağını belirleyecek olan sizin tutumunuz oluyor.

Sinir anında söylenen sözlerin geri dönüşü mümkün mü?
İnsan ve ilişkiler söz konusu olduğunda, geri dönüşü ve telafisi bulunmayan durumların oldukça az olduğu inancındayım. Daha doğrusu böyle olduğuna inanmak istiyorum. Aslında bu sorunun yanıtı bir önceki cevapta saklı: Her şeyi belirleyecek olan, sizin sonrasında pişmanlık yaşayıp yaşamadığınız ve eğer pişmansanız buna uygun davranıp davranmadığınız! Tartışmalarda bazen sinir anında, bazen de sadece karşı tarafın kalbini kırmak için bazı şeyler söylenebiliyor. Bunun ne sebeple olduğunu anlamak konusuna gelirsek… Siz kendinizi doğru anlamadığınız ve anlatmadığınız sürece, bunu karşı taraftan da bekleyemezsiniz. Konunun muhasebesini öncelikle kendi içinizde yapmalısınız. Eğer sinirliyseniz ve o an için kendinizi kontrol edemeyeceğinizi düşünüyorsanız bu tartışmayı erteleyin, birkaç dakika mola verin, bulunduğunuz ortamı değiştirin. Başka hiçbir şey yapmasanız bile öfkenizin kendiliğinden azaldığını, kırıcı sözler söyleme ihtimalinizin daha düşük olacağını göreceksiniz.

Tartışmak yerine pasif agresif bir tutum izlemek de mümkün. Böyle bir durum da ilişkiye zarar verir mi?
Bazen çiftler o anki “huzurlarını” kaçırmamak, birbirlerini kırmaktan çekinmek veya ilişkileri için “fedakarlık yaptıklarını, alttan aldıklarını” düşündükleri için sessiz kalmayı ya da belki biraz “surat asmayı, trip atmayı” tercih edebiliyor. Eğer sıklıkla bu yola başvuruluyor ise bu çok sağlıksız bir iletişim şekli olabiliyor. İlişki de bundan olumsuz etkilenebiliyor. Çünkü sorun konuşulmadan ortada duruyor ve her ne kadar dile dökülmese, tartışma ortamı oluşmasa da çiftlerin arasında bir soğukluğa yol açabiliyor. Siz düşüncelerinizi ve hislerinizi dile getirmediğiniz sürece karşı tarafın bunu anlamasını bekleyemezsiniz. Dışarıdan baktığınızda tartışma olmasa da iki taraf da mutsuz olduğundan konuşulmadan, tartışılmadan bu durumun çözülmesi mümkün olmuyor. En iyi ihtimalle daha ileri bir tarihe daha önemli bir sorun olarak erteleniyor.

Bitmek tükenmek bilmeyen tartışmaların temelinde tahammülsüzlük olabilir mi? Böyle bir durum varsa ilişkiyi sonlandırmak daha doğru olmaz mı?
Evet mümkün hatta sıklıkla karşılaştığımız bir durum. Eğer taraflar ilişkileri için ellerinden geleni yaptıklarına inanıyor veya daha fazla çaba göstermek istemiyorsa, artık bu ilişkiden ve tartışmalardan yorulmuşsa, ortak bir noktada buluşamıyor, fikir ayrılıklarını tolere edemiyorsa birbirlerini daha fazla üzüp, incitmeden ilişkiyi bitirmek iyi bir çözüm olabiliyor. Ancak bu kararı almadan önce iyi bir değerlendirme yapılmasını tavsiye ediyorum. Gerekirse çiftler bu süreçte birbirlerine zaman verebilir ve eğer kendi başlarına bu durumun içinden çıkamayacaklarını hissediyorsa profesyonel bir destek alabilir. Ayrıca ayrılık kararının bir tartışma anında veya taraflar öfkeliyken alınmaması da büyük önem taşıyor. Bunun için bir zaman belirlenmesi ve sakince konuşulması gerekiyor. Bu noktada şunu hatırlatmakta da fayda var: Her ilişki devam etmek zorunda değil, bazılarının bitmesi iki taraf için de daha sağlıklı ve olumlu sonuçlanıyor. Çünkü iki iyi insandan, iyi bir ilişki çıkar gibi bir denklem kurmak mümkün değil!

Tartışmalar ne zaman tehlikeli hale gelebiliyor? Kırılma noktası var mı?
Tabii ki var ama bunu bizlerin belirlemesi mümkün ve anlamlı değil. Bir başkasının kişisel değer yargıları ve doğruları neticesinde belirlediği evre, bir diğer için hiç de önemli olmayabilir hatta tartışma nedeni olarak dahi görülemeyebilir. Ancak her ilişkide görünür veya görünmez, dile getirilir veya getirilmez kırmızı çizgiler, kırılma evreleri vardır ve genellikle partnerler zaman içerisinde bunları keşfeder. Mutlaka bir genelleme yapmam gerekirse, eğer bu tartışmalar ilişkinizi ve sizi bitirip tüketiyorsa, kendinizi mutsuz veya kötü hissettiğiniz zamanlar fazlalaştıysa ya da şiddetin herhangi bir türü ilişkinizde varsa bu durum tehlikeli olabiliyor.

Sürekli tartışma yaşamak ilişkinin taraflarını nasıl etkiliyor?
Bu durum; tarafların birbirinden sıkılmasına ve soğumasına, isteğini kaybetmesine neden olabiliyor. Çiftler tartışmaya neden olan konuları iki tarafın da iletişime açık olduğu, sakin bir anda konuşması, duygularını ve düşüncelerini belirtmesi, sık sık tartışmalarının nedeninin ne olabileceği konusunda fikir yürütmesi gerekiyor. Ancak bu ortamlar da sonunda bir tartışmaya dönüyorsa veya bir çözüme ulaşılamıyorsa bu noktada profesyonel bir destek almaktan çekinilmemesi önem taşıyor. Tarafların birbirlerini suçlamadan, sorumluluğu diğerine yüklemeden ortak olarak hareket etmeye gayret etmesi gerekiyor.

Dikkat!
Tartışma sırasında ilişkiye zarar veren birtakım davranışlar olduğu aşikar. Bunları öğrenmek, olası tartışmaları engellemek ya da en az hasarla atlatmaya yardım edebiliyor. Psikolog Özge Çukur, konuyla ilgili şu önerilerde bulunuyor:
• Sorunlarınızı biriktirmeyin. Çünkü o anı veya günü kurtarsanız bile ileride yanına yenileri eklenmiş olarak karşınıza çıkabilir.
• Başka çiftlerle ilişkinizi kıyaslamayın. Her ilişkinin farklı bir doğası olduğunu unutmayın.
• Tartışmanızı kavgaya veya güç mücadelesine dönüştürmeyin. Amacınızın uzlaşmak olduğunu unutmayıp, karşı tarafı suçlayıcı ifadelerden uzak durmaya çalışın. Çünkü bu tartışmanın galip veya mağlup bir tarafı yok.
• Partnerinizi ilişkiyi sonlandırmakla, küsmekle tehdit etmeyin. Bu nedenle samimiyetinizi kaybetmeyin.
• Tartışma sırasında “Sen zaten böylesin”, “Her zaman sorumsuz davranıyorsun” gibi genellemelerden kaçının. Güncel problemde kalmaya çalışın.
• Herkesin kendi doğruları ve yanlışları olduğunu unutmayın.
• Birbirinize karşı olan saygınızı yitirmemeye çalışın. Karşınızdakinin sevdiğiniz kişi olduğunu hatırlayın.
• Duygularınızla ilgili konuşun, bunları birbirinizden saklamayın.
• Sorunlarınızı görmezden gelmeyin. En küçük rahatsızlığınızı bile partnerinize belirtin ve en kısa zamanda onu çözmeye çalışın.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here