Sosyal medya ilişkinize zarar veriyor mu?

Azı karar çoğu zarar. Sosyal medya hesaplarınızın ilişkinizi etkilemesine izin vermeyin!

Ne onunla oluyor ne de onsuz… Sosyal medya çoğumuzun hayatının merkezinde. Instagram, Facebook, Youtube ve Twitter derken her haberi, anlık paylaşımları ya da güncellemeleri anında görebiliyoruz. “Ne var bunda?” diyor olabilirsiniz… Ancak iş partner ilişkisine gelince zaman zaman tehlike çanları çalabiliyor. Çiftlerin sosyal mecraları kullanma biçimi ya da geçirdikleri süre büyük önem taşıyor. Sosyal alanları avantajlı şekilde kullanabilmek, çağa ayak uydurabilmenin en güzel yanlarından ama aşırıya kaçıldığında ya da doğru şekilde kullanılmadığında ilişkiler hüzünle sonuçlanabiliyor. Uz. Klnk. Psk. Handan Ergün Hoşrik, sosyal medya ve ilişkiler konusunda merak ettiğimiz soruları yanıtlıyor.

Çağın en büyük gereksinimlerinden biri de sosyal ağlar… Nasıl etkileniyoruz?

Gereksinim ya da ihtiyaçların bağımlılığa dönme riski taşıdığı bir çağdayız. Bu noktada ihtiyaçları yeniden gözden geçirmekte fayda var. 2019 istatistikleri ülkemiz nüfusunun yüzde 63’ünü oluşturan 52 milyon kişinin aktif olarak sosyal medyayı kullandığını söylüyor. 18-44 yaş aralığı da en sık kullanıcı yaş aralığı… Youtube ve Instagram ülkemizde kullanımı en yüksek iki mecra. Haliyle sosyal medyanın bu denli yoğun kullanıldığı bir ortamda mutlaka bireysel sağlık, toplum sağlığı ve ilişkilerimiz bu alanlardan nasibini alıyor.

Peki, ilişkiler ve sosyal medya dersek…

İlişkiler, belki de sosyal medyadan en çok nasibini alan mecralardan biri. İnsan hayatı ilişkiler üzerine kurulu. Tek başınalık bile kendi ile ilişki içinde olmak demek, yani insan ilişki kavramından bağımsız düşünülemez. Hal böyle olunca ilişki içinde olma, ilişkilenme ihtiyacı bir biçimde karşılanmak zorunda ve günümüz koşullarında sosyal medya bunun için derya deniz. Hem kendimizle hem başkaları ile ilişkilenme için çok boyutlu ve bazen de tehlikeli bir hazine sunuyor. Bu biraz bizim onu nasıl kullandığımız ile ilgili. Onu beslenmek için mi yoksa yaralarımızı kanatmak için mi kullandığımızı bir an evvel fark etmek gerekiyor. Bazen güzel ilişkilerin bitmesine, bazen de güzel bir deneyim yaşamaya hizmet edebiliyor.

Bazı ilişkiler sosyal medya mecralarında başlayabiliyor. Bu, ilişkinin geleceğini tehdit ediyor mu?

Sosyal medya üzerinden kurulan ilişkiler aslında gerçek hayattaki ilişki biçimlerinin de bir yansıması. Ancak olasılıklar daha fazla, kolay ulaşılabilir ve daha manipüle edilebilir bir halde. Burada sorun sosyal medya değil, kişinin kendi ilişki kurma biçimi, ilişkiden beklentileri ve ilişkide ilerlerken güven parametrelerini gözetip gözetmediği… İlişkinin geleceğini belirleyen de nasıl bir ilişki beklentisi içinde olduğumuzu fark etmek, karşı tarafın buna uygun olup olmadığını değerlendirebilmek ve elbette ilişkiyi tek bir mecradan çıkarıp gerçek hayatın içinde gözlemleyebilmek oluyor. Tabii istediğimiz böyle bir ilişki ise… Önemli bir diğer nokta da bir ilişkinin (uzun süreli güven içeren bir ilişki) süreç içinde gelişmesi ihtiyacına rağmen, sanal dünyada her şeyin çok hızlı olup bittiği hissini yaratması oluyor.

Son yıllarda aldatma ve boşanma oranlarının artmasında sosyal medyanın etkisi var diyebilir miyiz?

Boşanma ve aldatma konusunda yükü sosyal medyaya atmak bir nevi ilişkideki kendi sorumluluğumuzdan kaçmak gibi… Ancak etkisi olmadığını söyleyemeyiz elbette. Çünkü diğer seçenekler sanal mecrada gerçekte olduğundan daha güzel, daha parlak ve mutluluk vadedici görünüyor. Diğer yandan gerçek hayatta temas edebileceğimizden daha fazla seçenek ve kolay ulaşım imkanı sunuyor. Bu nedenle elbette ilişkide farklı arayış veya kafa karışıklığı içinde olanlar için kolay bir uygulama alanı yaratıyor. Boşanma gerekçesi olarak sosyal medyada yapılan eylemler karşımıza artık sıkça çıkabiliyor; aldatma konusunda da kolay ulaşılabilir bir mecra. Sosyal medyanın ilişkimize nasıl yansıyacağını da biz belirliyoruz ve tek etkisi bunlar değil elbette.

İlişkinin sağlam temellerde ilerleyebilmesi ve etkilenmemesi için sosyal medya kullanımı nasıl olmalı? Kullanmamak, kesin çözüm olabilir mi?

Sosyal medyayı kullanıp kullanmamak kişisel bir tercih. Hiç dahil olmamayı ya da bir hesap açıp izleyici olmayı ya da aktif paylaşımlar yapmayı seçebilirsiniz. Bunu başkalarının paylaşımlarını gözlemek, ticaret veya reklam, bilgi paylaşımı ya da duygu paylaşımı için veya başka pek çok amaçla da kullanabilirsiniz. Ancak sosyal medyayı kullanım biçiminiz veya sürenizin ilişkinize olumsuz yansıdığını fark ediyor, partnerinizden serzenişe maruz kalıyorsanız, kendinize dönüp neler oluyor bakmakta bir fayda var. Sorun partnerinizle mi, yoksa sosyal medya ile olan ilişkinizden mi kaynaklanıyor?

Sosyal medya hesaplarında başkalarının yaptığı paylaşımlar kıyas yapmaya, rekabet ve hırsa teşvik ediyor denilebilir mi?

Kişisel motivasyonunuz burada önem kazanıyor. Elbette sizin yapmayı arzuladığınız ancak ulaşamadığınız şeyleri başkalarının hayatında kolaylıkla ve keyifle yer aldığı hissine kapılabilirsiniz ve bu sizi yorabilir. Çünkü orada genelde sadece sonuç ve tek anlık en iyi kareler yer alıyor. Diğer yandan gerçek yaşamda eylemde bulunmayıp yalnızca sosyal medyada pasif bir gözlemci olarak yer alıyorsanız bu duygulara kapılma riskiniz daha büyük olabiliyor.

İlişkiyi sürekli paylaşmak ne derece doğru? Çevreden, takipçilerden onaylanma ihtiyacından bahsedilebilir mi?

Paylaşım yapma motivasyonu daha çok olumlu duygu ve olumlu anlar üzerine. Ancak dikkatli bakarsanız kimilerinin de sürekli sorun iletme ve yardım arayışı ile de orada olduklarını görürsünüz. Bu da kişiden kişiye değişen bir tarz. Neyin daha çok talep gördüğü ile ilgili. Sosyal medya kullanımının en temel motivasyonunun ise onay ve beğeni alma üzerine kurulu olduğunu düşünürsek, evet bir onay mekanizmasından bahsedilebilir. Ancak kişiler birbirlerine zarar vermedikleri sürece istedikleri motivasyon ile paylaşım yapma özgürlüğüne sahip. Burada tüketici olarak bizim neyi nasıl aldığımız konusunda bilinçli ve sorumlu olmamız gerekiyor. Hem ilişkimiz hem de kendimiz için farkındalık önemli.

Sosyal mecralarda her an herkese ulaşmak çok kolay. Bu ilişkideki güven mekanizmasını nasıl etkiliyor?

Güven duygusu, ilişkinin en temel bileşenlerinden biri. Kriterler kişiden kişiye değişse de karşılıklı olarak bunun sınırlarını belirlemek mümkün. İlişki biçimimiz, beklentilerimiz konusunda açık olmak ve karşı taraf ile konuşmak önemli. Diğer yandan partnerimizin davranışları, sosyal medyadaki etkileşim alanı, sosyal medyayı kullanma biçimi çiftler arasında ciddi sorunlara yol açabiliyor. Sadece görsellik üzerinden aktarılan beğeni, sadece görselliğe odaklı etkileşim biçimi karşılaşılan sorunların temelinde yatıyor. Diğer önemli nokta da sosyal medyada geçirilen zaman. Çiftler bir arada oldukları sınırlı zamanda dahi zamanın çoğunu sanal ortamda geçirme eğilimi gösteriyor ve bu durumda karşıda başka bir partner olma riski olmasa da başka yöne kanalize olan bu abartılı ilgi güven duygusunu oldukça zedeliyor.

Yazı: Elif Gürsoy

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here