Adrenalini seviyorum

Türkiye’de sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen kadın beyin cerrahlarından birisi olmayı başarmış Doç. Dr. Cahide Topsakal. Özellikle omurga instrumantasyon (platin takma) alanında uzmanlaşmış. Seçtiği uzmanlık dalı kadar zor olan sporlar da ilgi alanı; özellikle pilotluk ve paraşütle atlama. Ve O, tüm bunları ‘adrenalini seviyorum’ diyerek açıklıyor.

Aytaç ÖZKARDAŞ

Doç. Dr. Cahide Topsakal, özellikle omurga instrumantasyonu (platin takma) alanında uzmanlaşmış başarılı bir beyin cerrahı. Türkiye’de, hatta dünyada beyin cerrahisinin kadınlara kapalı olduğu bir dönemde kendini camiaya kabul ettirmiş bir isim. 2004 yılında beyin cerrahisi alanında doçentliğini alan ikinci kadın cerrah. Genellikle 7-8 saat süren oldukça zor operasyonlara imza atıyor. Bir cerrahın fiziksel dayanıklılığını artırmak için spor yapması gerektiğine inanıyor. Yaptığı sporlar ise yine seçtiği uzmanlık dalı kadar zorlu: Binicilik, kayak, pilotluk, paraşütle atlama… Cahide Topsakal ile beyin cerrahisinden biniciliğe, aralarında Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Dr. AL-Mefty gibi ünlü isimler olan hocalarından, çocukluğunun şehri Trabzon’a kadar keyifli bir sohbet yaptık…
Siz beyin cerrahı olmaya karar verdiğinizde bu kulvar kadınlara kapalıydı. Neden böyle zor bir alanı seçtiniz?
Çünkü benim yapımda zoru seçmek var, biraz o yüzden diyebilirim. Hep kimsenin kolay kolay yapamadığı şeyler ilgimi çekti. Adrenalini seviyorum. Zor bir işi başardığımı görmenin lezzetini başka hiçbir şeyden alamam. Mesela bugün uçak kullanıyorsam, ata biniyorsam, buna cesaret etmişsem yine bu nedenledir…
Cesaret bir yere kadar, ama yeteneğiniz de varmış ki herhalde bugün başarılı bir cerrahsınız…
Resim yeteneğim çocukken çok iyiydi. Babamın kitapçı dükkanı vardı. Bana karton, elişi kağıdı getirirdi. Kitabın birinde nasıl maket yapıldığı gösteriliyordu. Oradaki şekilleri büyütüp evler yapar, içine girmeye çalışırdım. Balkonları, pencereleri olurdu o evlerin. Daha doğru dürüst okuma yazma bile bilmiyordum bunları yaparken. Babam bu yeteneğimi gördü ve bana çok emek verdi. ‘Sen ressam olacaksın’ lafı bir gün ‘Sen cerrah olacaksın’a döndü. Çünkü elleri yetenekliyse bu kız iyi ameliyat yapar dediler. Öyle ki, daha okula gitmeden cerrah olma fikri kafama yerleşmişti.
Babanız hâlen hayatta mı?
Hayır, maalesef, benim beyin cerrahisini kazandığımı göremeden vefat etti. Şu anda yaptığım işleri görmesini çok isterdim. Beni çok severdi, çok güvenirdi. Öyle kucağına alıp sevmezdi belki ama ben hissederdim beni ne kadar sevdiğini. Arada bir saçımı okşardı, ‘Aman da benim sarı kızım’ diye. Biz Karadenizliyiz. Babam sapsarı saçlı, mavi gözlü bir adamdı. Ben hayıflanırdım neden benim gözlerim de seninkiler gibi mavi değil diye. Karadenizli şivesiyle bana, ‘Nesi güzel mavi gözün, hamsi gözü! Senin gözlerin daha güzel!’ derdi.
İlk defa Trabzon’a gittiğimde büyülenmiştim. Siz de gidiyor musunuz memleketinize ?
Geçen yaz ordaydım. İlkokulumun yıkılıp yerine otopark yapıldığını gördüm, kaldırım kenarına oturup bağıra bağıra ağladım. Sanki biri bana sormadan bütün anılarımı benden çalıp götürdü.

Haberin devamı 2008 Mayıs sayımızda…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here