Küçük önlemlerle yazı sağlıklı geçirin

Herkes aylardır beklediği tatil için gün sayıyor. Ama eğlenceli ve hoş anılar bırakması beklenen bu dönemin kabusa dönüşmemesi için sağlığınıza da dikkat etmeniz gerekiyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Beslenme ve diyet
Sıcak havalarla beraber beslenme düzeninin de değişmesi gerekiyor. Örneğin; normal zamanlarda kilogram başına 30 ml su tüketilmesi gerekirken, özellikle terlemeyle atılan sıvıdan dolayı bu ihtiyacın artacağının altını çizen Diyetisyen Canan Aksoy, şöyle devam ediyor: “Bu gereksinimi su dışında hiçbir sıvının karşılayamayacağının unutulmaması gerekiyor. Su, vücutta oluşan atık maddelerin atımı ve tüm metabolik faaliyetler için önem taşıyor. Uzun süre yeterli sıvı alınmadığı durumlarda dehidrasyon oluşabiliyor. Ağız-dudak kuruması, ciltte nem kaybı ve bozulmalar, baş ağrısı, halsizlik hissi ve düzensiz uyku gibi yaşam kalitesini düşürecek pek çok etmene yol açabiliyor. Kahve ve çay gibi kafein içeren diüretik sıvıları fazlaca tüketmek ise hem idrar çıkışını hem sıvı ihtiyacını arttırıyor. Dolayısıyla bunları az tüketmek gerekiyor.”

Kavurma değil, ızgara tüketin
Yazın beslenme modelinin Akdeniz tipi olması önem taşıyor. Doymuş yağın az, kızartma ve kavurma yerine de sebze, kurubaklagil, meyve ve bitkisel yağ tüketmek, pişirme yöntemlerinin ızgara, haşlama veya fırınlama olması gerekiyor. Ara öğünlerde meyve ve yağlı tohumların ölçülü tüketilmesi de önem taşıyor.

Besinleri doğru şekilde saklayın
Bu mevsimde görülen en önemli beslenme problemlerinden biri de gıda zehirlenmeleri! Her besin mikroorganizma içerse de sıcak havalarla birlikte bunların üreme hızı artıyor. Sıcak havaya, alınan besinin uygun olmayan koşullarda taşınması, saklanması ve pişirilmesi gibi etkenler de eklenince artan mikroorganizmaların salgıladığı toksinler artarak, zehirlenme kaçınılmaz oluyor. Besinlerin mümkün olduğunca açıkta kalmaması gerektiğini belirten Dyt. Aksoy, “Et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri ile yumurta gibi besinlerin saklama koşullarına ve pişirilmesine dikkat edilmesi, alınan ürünlerin son kullanma tarihine bakılması, sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce bol suyla iyice yıkanması, pişirilen yemeklerin tekrar ısıtılmaması ve pişirildikten en geç iki saat sonra buzdolabına kaldırılması büyük önem taşıyor” diyor.

Kadın Hastalıkları
Yaz mevsiminde kadınlarda birtakım hastalıklara sıkça rastlanıyor. Çünkü artan sıcaklık ve fazla terleme, yetersiz hijyenik koşullarla birleşince jinekolojik problemlerin artmasına yol açabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Suzan Gençsoy, bu mevsimde en sık idrar yolu enfeksiyonlarına rastlandığını belirterek, “Üretra adı verilen ve idrarı mesaneden dışarı taşıyan kanaldan bakterilerin bulaşması sonucu oluşan idrar yolu enfeksiyonunun en tipik belirtileri; idrarı boşaltma sırasında veya sonrasında ortaya çıkan yanma hissi, sık idrara çıkma isteği, karın alt bölgesinde ağrı ve rahatsızlık hissi ile idrarın bulanık ve kokulu olması şeklinde sıralanabiliyor. Tanı konulması ve tedavisi kolay olmakla birlikte, eğer ihmal edilirse ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Dolayısıyla bu tür belirtilerle karşılaşıldığında mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmak içinse temizliğinden emin olunmayan havuzlara girmemek, mesaneyi sık sık boşaltmak önem taşıyor” diyor.

Enfeksiyon riskine dikkat!
Vajinada doğal ve yararlı bakterilerin yanı sıra uygun şartları bulduğu an baskın hale gelerek, sağlık sorunlarına neden olabilen zararlı bakteriler de yer alıyor. Bu patojen bakterileri; aşırı sıcak, terleme ve neme bağlı değişiklikler harekete geçiriyor. En sık görülen vajinal enfeksiyonlar arasında bakteriyel vajinozis ve mantar enfeksiyonlar yer alıyor. Bu enfeksiyonlar, mantar hücreleri ya da bakterilerin aşırı üremesi sonucu ortaya çıkıyor. Genelde genital bölgede kaşıntı, yanma, rahatsızlık hissi, kızarıklık ve vajinal akıntıyla belirti veriyor. Tedavi edilmediği takdirde bu enfeksiyonlar ciddi yumurtalık iltihaplarına varan problemlere yol açabiliyor.

Göz hastalıkları
Bu mevsimde, çevre koşullarının gözler üzerindeki etkileri de artıyor. Gözlerde oluşan şikayetleri arttıran faktörler arasında güneş, deniz ve havuz kullanımı büyük önem taşıyor. Yoğun güneş ışığı, gözleri etkileyen yüksek düzeyde UV ışınları içerirken; deniz ve havuz suyuyla temas ise gözde enfeksiyon riskini arttıran etkenler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, yaz aylarında en sık karşılaşılan göz hastalıkları ile bunlardan korunma yollarını şu şekilde anlatıyor:

Konjonktivit: Yaz aylarında en sık konjonktivit ile karşılaşılıyor. Bu hastalık, enfeksiyon veya alerjik nedenlerle ortaya çıkıyor. Hijyeni iyi olmayan havuzlarda suyla temas özellikle bakteriyel veya viral nedenli konjonktivitlere yol açıyor. En sık; gözde kızarıklık, çapaklanma, batma hissi gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu tür konjonktivitlerde bulaşıcılığın fazla olduğunun bilinmesinin önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yeniad, “Mevsimsel olarak rüzgar, polen ve alerjenlerin fazla olması nedeniyle alerjik konjonktivitler de sık görülüyor. En belirgin şikayet kaşıntı oluyor. Gerek enfeksiyon, gerekse alerjik konjonktivitten korunmanın en kolay yolu ise gözleri temastan koruyacak iyi bir güneş ve yüzme gözlüğü kullanımı oluyor” diyor.

Kuru göz: Sıcaklığın artmasıyla birlikte hem kapalı alanlarda klima kullanımında hem de kuru göz hastalığının belirtilerinde artış görülüyor. Gözlerde yanma, batma ile kum kaçması benzeri şikayetlere sıkça rastlanan bu rahatsızlığa karşı, yapay göz yaşı damlaları ve merhemler fayda sağlıyor. Ofis ortamında kullanılan bilgisayarlara ilave edilecek özel filtreler ise yansıyan ışınların seviyesini düşürerek, kuru göz semptomlarının azaltılmasında yardım ediyor.

Güneş gözlüğünü sadece aksesuar olarak görmeyin
Güneş gözlüğü, yaz aylarının vazgeçilmez aksesuarlarından biri. Ancak aksesuar olmanın yanı sıra gözleri güneşin zararlı ışıklarından koruyan bir önleyici olduğunun da unutulmaması gerekiyor. Doç. Dr. Yeniad, yazın sadece hava açık olduğunda değil, bulutlu günlerde de zararlı ışınlar yeryüzüne ulaştığı için güneş gözlüğü takılması gerektiğini belirterek, şu bilgileri veriyor: “Güneş gözlüğü seçerken UVA ve UVB ışınlarını önleyen, camları polarize ve mümkün olduğunca koyu renkte olan türlerin seçilmesi gerekiyor. Kullanılacak gözlüğün cam kalitesi de büyük önem taşıyor çünkü kalitesiz camlar yarardan çok zarar veriyor.”

Deri Hastalıkları
Ozon tabakasının her geçen yıl biraz daha incelmesiyle güneş ışınları yeryüzüne daha az filtre edilerek, daha yoğun ulaşıyor. Bu da güneş ışınlarının zararlı etkilerini arttırıyor. Bu grupta; güneş yanıkları, güneş lekeleri, güneş alerjileri, güneşe bağlı olarak ilerleyen yaşlarda görülen deri kanserleri ile yaşlılık lekeleri diye adlandırılan prekanseröz lezyonlar yer alıyor. Güneşten korunmada alınacak ilk önlem teması kesmek oluyor. Bu noktada; güneş ışınlarının yeryüzüne dik olarak geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması, eğer bir zorunluluk varsa güneş ışınlarıyla teması mümkün olduğunca engelleyecek kıyafetler tercih edilmesi gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Eneida Kote, güneşten korunmanın mümkün olmadığı yerlerde ya da tatilde özellikle çocuklar için fiziksel olarak korunmanın ön plana çıktığına dikkat çekerek, güneş kremlerinin bu önlemlerin belki de en son halkası olduğunu belirtiyor: “Güneşten korunmak için öncelikle ondan kaçınmak gerekiyor. Bu noktada kıyafet seçimleri önem taşıyor. Pamuklu, açık renkli, güneşi yansıtacak kıyafetler giyip, başı ve gözleri korumak için şapka ve güneş gözlüğü tercih edilmesi gerekiyor. Denize girerken özellikle çocuklara güneş geçirmeyen deniz kıyafetleri giydirilmesi önem taşıyor. Güneş kremlerinin de tüm bu önlemler alındıktan sonra açıkta kalan bölgelere uygulanması gerekiyor.”

Güneş kreminiz neler içeriyor biliyor musunuz?
Güneş kremleri, fiziksel ve kimyasal filtreler içeren iki gruba ayrılıyor. Fiziksel filtreli güneş koruyucu kremlerde, genellikle titanyum dioksit ya da çinko oksit gibi daha sağlıklı içerikler yer alıyor. Ciltte yoğun bir bariyer yaparken, zarar vermiyor. Sürüldüklerinde beyaz bir tabaka oluşturup, ışığı yansıtarak cildi koruyor. Kimyasal içerikli kremler ise güneş ışınlarını emerek cildi koruyor. Bu tür bir güneş koruyucu krem tercih ederken içeriğinin dikkatlice incelenmesi gerektiğini belirten Dr. Kote, şöyle devam ediyor: “GKF özelliği olan ve kimyasal filtreler içeren çok fazla güneş koruyucu krem bulunuyor. İçlerinden oxybenzone ve para amino benzoik asit bulunan kremlerin ise özellikle çocuklarda tercih edilmemesi gerekiyor. Dermatoloji hekimleri güneşten daha sağlıklı korunmak adına özellikle çocuklarda fiziksel filtreler içeren kremlerin kullanılmasını öneriyor. Vücuda sürekli ve yoğun bir şekilde uygulandıkları için içerdikleri maddeler de önem taşıyor. Kullanılacak ürünün 50 GKF’nün üzerinde olması, UVA, UVB ve kızılötesi ışınlara karşı koruma sağlayan yeni nesil akıllı güneş koruyucu kremlerden tercih edilmesi gerekiyor.”

KBB
Yaz aylarında KBB polikliniklerine en sık dış kulak yolu iltihabı nedeniyle başvuruluyor. Bu hastalığın ortaya çıkmasında deniz ve havuz kullanımı büyük önem taşıyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, bu sorunla mücadelede deniz ya da havuz kullanımından önce kulak kanalını tıkayan kulak kiri varsa bunların temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Eğer gerekli temizlik yapılmazsa kulak kirinin suyla temas etmesi dış kulak yolu iltihabına yol açabiliyor. Özellikle kulakta tıkanıklık ve ağrı varsa herhangi bir müdahale etmeden doktora başvurmak önem taşıyor” diyor.

Güneş çarpmasına dikkat!
Havaların ısınmasıyla birlikte çocuklar başta olmak üzere herkes daha çok soğuk yiyecek ve içecek tüketiyor. Bu nedenle de boğaz enfeksiyonlarına sıkça rastlanıyor. Yetişkinlerde ise kontrolsüz klima kullanımına bağlı soğuk algınlığı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile boğaz ağrısı şikayetlerinde de artış oluyor. Yaz mevsiminde baş ağrısı ve burun kanaması da sıklıkla görülüyor. Sıcaklığın artması, burundaki hava yollarının kuruyup, damarların çatlaması sonucu burun kanamasına yol açabiliyor. Yüksek derecelere çıkıldığında görülen güneş çarpması, baş ağrısının yanı sıra terleme, sıvı kaybı ve halsizliğe de neden olabiliyor. Doç. Dr. Yıldırım, sık görülen kulak burun boğaz hastalıklarında zaman geçmeden bir uzmana başvurulması gerektiğine dikkat çekerek, şu bilgileri veriyor: “Serinlemek için tercih edilen dondurmanın buzdolabından çıktıktan bir süre sonra, suyla birlikte tüketilmesi gerekiyor. Soğuk gıda tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan boğaz ağrısı, ateş ve halsizlik ile güneş altında fazla kalan kişilerde sıcak çarpmasına işaret eden halsizlik, yorgunluk, baygınlık benzeri belirtiler halinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekiyor.”

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here