Hazal Filiz Küçükköse: “Sanırım artık vücudumun kimyasını çözdüm”

0
173
hazal-filiz-kucukkose

Formsante arşivinden… Yakında kitap uyarlaması olan üçlemenin ikinci filminde izleyeceğimiz güzel oyuncu Hazal Filiz Küçükköse ile keyifli bir çekim gerçekleştirdik. Kamera karşısında kendine olan güvenini her daim hissettiren Küçükköse, formunun sırrını bedeninin kimyasını çözmek olarak açıklıyor.

Röportaj: Deran Çetinsaraç
Fotoğraf: Murat Sargın
Styling: Ayşe Sönmez
Makyaj: Yasin Şefik
Saç: Akın Ünal
Fotoğraf asistanı: Zehra Sargın
Saç asistanı: Görkem Gürer

Kara Sevda dizisindeki rolüyle oyunculuk kariyerinde büyük bir çıkış yakalayan Hazal Filiz Küçükköse’yi yakın zamanda yayınlanacak kitap uyarlamasında izleyeceğiz. Hayatını pandemi öncesi ve sonrası diye değerlendiren Küçükköse, artık daha sabırlı, daha kendini seven ve daha sakin bir kadın olduğunu söylüyor. Hayatında her zaman olan sporu son bir yıldır aksattığını da samimi bir şekilde itiraf eden Hazal, çekimden sonra spor eğitmeninden randevu alacağına da söz verdi.

Sence bir kadın seksi giyinince neden olay oluyor?
Bu konuları konuşmak gerçekten bana çağdışı geliyor. Halen 21. yüzyılda bu noktada olduğumuza inanamıyorum, anlamlandıranmıyorum. Kadın üzerinden gündem yaratmak! Tek problem sanki kadının bedeni, seçimleri, yaşantı şekliymiş, giydikleri yılın olayıymış gibi gösterilmesi… Ataerkil bir toplumdan geldiğimiz için bazı tabuları kırmak tabii ki zor. Ama erkek sanatını icra ettiğinde yetenekleri ile konuşulurken ve ağır eleştiriye maruz kalmazken, kadın neden aynı konuda her eleştirinin en ağırına maruz kalıyor… Bu arada işin garip tarafı bir kadını en çok hemcinsleri eleştiriyor. İş erkeğe gelince de en çok kadın beğeniyor; o da garip. Tuhaf bir denklem ya da dengesizlik var bu işte. Burada kadın ile erkeği kıyaslamak için söylemiyorum ama zihniyetin yanlışlığından bahsediyorum. Çıksak artık şu kafalardan keşke…

Türkiye’de başarılı kadın olmak belli kalıplarla kısıtlanmış mı sence? İş hayatında sert olmak bir kadına başarı getirir mi?
Türkiye’de “kadın” olmak, hele de iş hayatında “kadın” olmak gerçekten zor zanaat. Sert olsan, erkek gibi diyip küçümserler. Güçlü olsan, gücünü nerden aldığın sorgulanır çünkü kırılgan ve itaatkar olmamız beklenir. Başarılı olsan, mutlaka başka ayrıcalıklara mal edilir bu. Her zaman erkekten daha az kazanman gerektiğine inanırlar. Sesini çıkartsan, hakkını arasan yaygaracı olursun. Hep sana verildiği kadarıyla yetinmen beklenir. O yüzden kadının güçlü olması çok zor bu ülkede. Kadına güçlü demeye korkuyorlar, eşitlik korkutuyor insanları…

Maskeler kısmen bırakıldı, sen bırakabildin mi?
Genel anlamda kullanmaya hala devam ediyorum. Özellikle kalabalık alanlar ve AVM’lerde korunarak daha rahat gezmek gibi bir avantajı da var…

Pandemiyi bize üç kelimeyle anlatmanı istesem bunlar ne olurdu?
Kendimi daha çok sevmek, sabır ve sakinlik.

Yurt dışında eğitim almayı düşünüyor musun? Bunlar ne üstüne olur?
Kesinlikle istiyorum. İlk hedefim ve önceliğim dil okullarından birisi olur. Sonrasında da oyunculuk workshoplarına katılmak istiyorum tabii ki.

Seni yakın zamanda izleyeceğimiz bir proje var mı?
Ay Yapım’ın kitap uyarlaması olan bir üçlemenin ikinci filminde rol aldım. “Kötü Adamın On Günü” ismi ve Netflix’te yayınlanacak. Keyifli bir deneyim oldu benim için. İzleyiciyi de farklı bir tarz bekliyor. Heyecanlıyım açıkçası.

En yakın arkadaşların ve ailen seni anlatacak olsa hangi kelimeleri kullanır?
Çözüm odaklı, akıl küpü, psikolog… Çok yönlü bir farkındalığım var. Bu da ilgimi çeken konularda mutlaka bilgi ve donanım edinmemi sağlıyor. Hatta bazen bu kadar bilgiyi nereden bildiğim konusunda çok şaşırırlar. O yüzden fikir almak istediklerinde ilk bana gelirler…

Aşk senin için ne ifade ediyor?
Özel bir duygu benim için. Belki sadece hayatımda bir kere bu duyguyu yaşadığını hissedecek kadar. Filtresiz, şeffaf ve sınırsızca kendin olma halidir. Aynı durum karşılıklı hissedilince ortaya çıkan bir durum aslında benim için.

Çekimlerden fırsat bulduğunda yürüyüş veya spor yapar mısın?
Pandemi zamanı hareket alanımız çok kısıtlandı. Uzun bir süre eski spor düzeni ve alışkanlıklarımın birçoğunu evde yaşamaya uygun olacak şekilde düzenledim. Ama yavaş yavaş eski düzenimize dönüyoruz. Yürüyüşü havalar güzel ise tercih ediyorum. Sahilde yürümeyi seviyorum. Enerjimi yükseltiyor.

Sence İstanbul’un en güzel manzarası nerede?
Evimin terasında… Eskiden daha çok doğa ve orman manzarası arıyordum. Artık kesinlikle deniz görmek daha iyi geliyor. Bebek, Arnavutköy ve etrafı benim en sevdiğim lokasyonlar. Spor yapan insanlar, güzel restoranlar ve enerjisiyle tam aradığım hareketlilikte. Ben sakinlikten çok hareket eden canlı yerleri seviyorum. En güzel manzarada bütün bu hareketliliğin bir arada olduğu yer.

Hiçbir şey yapmadan boş boş geçirdiğin zamanlar olur mu?
Pandemi öncesi ve sonrası diye hayatı ikiye ayırıyorum. Eskiden yerimde duramazdım. Mutlaka uğraşacak bir şeyler bulurdum. Hatta en az iki-üç işi birden yapabilecek kadar yoğun olurdum. Boş durmayı sevmezdim ama hayatımın ikinci evresi bana evde yanız kalmayı ve tek başıma da vakit geçirtmeyi uygulamalı olarak öğretti. O an nasıl hissediyorsam, ne iyi gelecekse onu yapmayı seçiyorum. An’da kalmayı öğrendim. Bazen saçma ama kafa dağıtacak bir program izlemek, bazen kitap okumak, bazen yemek yapmak ya da evimin manzarasına karşı güzel bir şarap açıp, müzik dinlemek gibi sevdiğim rutinlerim var.

Yediklerine dikkat eder misin? Hiç diyet yaptın mı?
Bedenime iyi gelmeyen besinleri neredeyse hiç tüketmemeye özen gösteriyorum. Dengeli ve sağlıklı besleniyorum. Uzun süredir de hiç diyet yapmadım. Sanırım artık vücudumun kimyasını çözdüm ve bence en güzel beslenme şekli de bu reçeteleri yıllar önce bıraktım.

Yediklerinin içeriğinin temiz olması senin için önemli mi? Gıda alışverişini yaparken nelere dikkat ediyorsun?
Paketlenmiş ürün, asitli içeçekler tüketmiyorum. Belki ayda yılda bir denk gelirse… Kendi belirlediğim markalar ve lezzetler var, onlardan pek şaşmam. Mümkün olduğunca katkısız olanları tercih ediyorum. Organik ürün bulursam mutlaka tercihim o oluyor.

Sporu ne kadar yapabiliyorsun?
Hayatımın her döneminde spor var. Asla vazgeçemem derken son bir yıldır çok aksattım doğruyu söylemek gerekirse. Yüzüm kızarıyor bunları söylerken hatta size yani bir spor dergisine röportaj verirken… Ama spor yapmak için zihnin ve bedenin hazır olması gerekiyor. Yeniden spora başlamak için neden çok… Bahar ve yazın geliyor olması en büyük motivasyon kaynağım. Başlamamak için neden yok… Hatta bu çekim biter bitmez spor hocamdan ilk ders randevusunu alıyorum.

Kendinde beğenmediğin taraflar var mı?
Birinci olarak kesinlikle mükemmelliyetçilik diyebilirim. Bununla hala uğraşıyorum; çok detaycıyım ve bu bana zarar veriyor. Ama bu huyumu törpülemeyi öğrenmeye çalışıyorum. İkincisi ise bir anda yabancıya dönüşebiliyorum. Hayatıma çok az insan girer ve o yüzden benim için özeldirler. Tüm ilişkilerimde empatisi yüksek ilişkiler kurarım. Aynısını karşıdan da beklerim. Samimiyetine inanırsam bir yere kadar da idare ederim. Gerektiğinde uyarılarımı da yaparım, rahatsızlıklarımla ilgili ama o kredi dolduktan sonra bir anda yok olur ve o kişiyi hayatımdan direkt çıkarırım. Tabii benim için süreç akışında ilerler ama karşı taraf için şok etkisi yapabiliyor.

Cilt ve saç bakımı için neler yaparsın?
En başta temiz bir cilt… Asla makyajımı silmeden veya yüzümü yıkamadan uyumam. Buna çok dikkat ederim. Doğal ürünlerden yanayım. Düzenli olarak kullandığım kozmetik kremler bir elin parmağını geçmez. Cildim çok hassas bu yüzden saf ve tamamen doğal içerikli olanları kullanıyorum. Kozmetik kremler dışında eczane ürünleri ve soğuk sıkım yağlar tercih ediyorum. Bu aralar favorim mor üzüm çekirdeği yağı ve sarı kantaron yağı. Saç bakımı için de genelde Hindistan cevizi yağı ve ilik yağıyla hazırladığım bir bakım kürü kullanıyorum. Çok iyi geliyor.

Çantandan ayırmadığın makyaj malzemeleri nelerdir?
Günlük rutinimde çok az makyaj yaparım. Sabah yaptığı makyajla günü bitirenlerdenim. Nemlendirici etkili BB krem, lipstick ve şeftali tonlarında bir allık ve kesinlikle parfümüm çantamın vazgeçilmezlerindendir.

Bahçe ve tarım işleri nasıl gidiyor? Sence herkes kendi evinin bahçıvanı veya çiftçisi olabilir mi?
Aslında bahçe ile uğraşmayı çok seviyorum. Ama şu an oturduğum bina üst kat ve ona müsait değil. Kendi balkonumda baktığım çiçeklerimle idare ediyorum. Galiba dünyamız da artık ona evriliyor. Biz de yakında bu global warming ve iklim değişikliği sebebiyle doğal beslenmeye dönebilmek için kendimizin çiftçisi olacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here